20 Temmuz 2009 Pazartesi

PAMUKKALE

Pamukkale, kaynak sularının kirecinden oluşmuş bir tepe. Türkiye'nin en tanınmış doğa harikasıdır; ve Denizli'dedir. Pamukkale 2700 metre uzunluğunda ve yüksekliği 160 metredir. Parlak beyaz rengiyle Pamukkale'yi 20 km uzaklıktan görmek mümkündür. Tepesinde antik Roma'lılardan kalma kutsal şehir Hierapolis adlı antik şehir bulunur.
20'nci yüzyılda Pamukkale'nin güzelliğini kendi gözleriyle görmek isteyen turistlerin akınlarıyla başa çıkabilmek için gitgide daha çok oteller inşa edildi. O zamanlarda çok hasar meydana geldi. Bazı otellerin inşa edilebilmesi için antik şehir Hierapolis'in bir kısmı yıkıldı. Pamukkale'nin sıcak kaynak suyu otellerin banyolarına havuzlarına aktarıldı. Suyu kesilen Pamukkale günden güne sararıp renk degiştirmeye başladı.
Pamukkale Kaplıcaları
İl merkezine 18km uzaklıkta bulunan eski Hierapolis kentinin bulunduğu alandır. Travertenler yaratan karstik alanlardan çıkan sular; bünyesindeki kireç çözeltisi, genellikle beyaz renkte ve pamuk balyalarını andıran kalker tüflerini, Pamukkale travertenlerini oluşturmaktadır.
Pamukkale termal suyunun tedavi edici özelliği, çok eski çağlardan beri anlaşılmış, yüzyıllar sonra şifa niteliği bilimsel olarak kanıtlanmıştır. Kaynaklar etrafında dini ayinler yapılmış, şenlikler düzenlenmiş, büyük devlet adamları ve zengin kişiler antik dönemde tedavileri için Hierapolis'e gelmişlerdir.



GEZİLECEK YERLER
Apollon Tapınağı: Mevcut tapınak, eski ve dini mağara olarak bilinen Plutonion üzerine kurulmuştur. Yerli halkın en eski dini merkezi olan bu yerde Apollon, bölgenin Ana Tanrıçası Kybele ile buluşmuştur. Eski kaynaklar, Ana Tanrıça Kybele rahibinin bu mağaraya indiğini ve zehirli gazdan etkilenmediğini bildirirler. Apollon Tapınağı'nda üst yapıya ait kalıntılar MS. 3. yüzyıldan geriye gitmemektedir. Tapınak alanına geniş basamaklarla çıkılır.

Tiyatro: Yamaca yaslanmış tüm cephesiyle birlikte korunabilen büyük bir yapıdır. İnşasına MS. 60 yılında olan büyük depremin ardından Flaviuslar döneminde MS. 62 yılında başlanmış, MS. 206 yılında tamamlanmıştır. 50 oturma sırası bulunur ve 8 merdivenle 7 bölüme ayrılmıştır. Caveanın tam ortasından geçen diozomaya her iki yandan tonozlu birer geçit ile girilir. Sütunların arası heykellerle süslenmiş olup, burada yapılan kazılar sırasında bol miktarda heykel bulunmuştur. Sahne arkasındaki duvarlarda ise mermer kabartmalar yer alır.
Nekropol : Batıdaki traverten alanları dışında kalan üç yönde nekropol alanları bulunmaktadır. Bunlar yoğunlukla Tripolis-Sardes'e giden kuzey yolunun ve Laodikeia-Colossae'ye giden güney yolunun iki tarafında yer alır. Mezarlarda kireçtaşı ve mermer kullanılmıştır. Mermer kullanımı daha çok lahit tiplerinde görülür. Kuzey nekropolü, erken Hıristiyanlık dönemine kadar karakteristik lahitleri, mezar tiplerini ve mezar anıtlarını bir arada içerir. Kentte görülen mezarlar lahit, tümülüs ve ev tipi mezarlardır. Konut mimarisini anımsatan mezar yapıları, nekropolün en önemli elemanlarıdır
Laodikeia: Çürüksu (Lykos) ırmağının güneyinde kurulmuştur. Kentin adı antik kaynaklarda daha çok "Lykos'un kıyısındaki Laodikeia" şeklinde geçmektedir. Diğer antik kaynaklara göre ise, kent MÖ. 261-263 yılları arasında II. Antiokhos tarafından kurulmuş ve kente Antiokhos'un karısı Laodikeia'nın adı verilmiştir.
Laodikeia, MÖ. I. yüzyılda Anadolu'nun en önemli ve ünlü kentlerinden biridir. Kentteki büyük sanat eserleri bu döneme aittir. Romalılar da Laodikeia'ya özel bir önem vermişler ve Kıbyra (Gölhisar-Horzum) Conventus'unun merkezi yapmışlardır.
İmparator Caracalla zamanında Laodikeia'da bir seri kaliteli sikke basılmıştır. Laodikeia halkının da katkılarıyla kentte çok sayıda anıtsal yapı yapılmıştır. Küçük Asya'nın 7 ünlü kilisesinden birinin bu kentte bulunması, Hıristiyanlığın burada ne kadar önemli olduğunu göstermektedir. MS. 60 yılında meydana gelen çok büyük bir deprem kenti yerle bir etmiştir.
Laodikeia'nın Yapıları
Büyük Tiyatro: Antik kentin kuzeydoğu tarafında, araziye uygun olarak Roma inşa tarzında yapılmıştır. Sahnesi tamamen yıkılmış olup, cavea (seyircilerin oturduğu bölüm)ve orkestrası(sahnenin önündeki koro veya oyuncuların yer aldığı bölüm) oldukça sağlam durumdadır. Yaklaşık 20.000 kişiliktir.
Küçük Tiyatro: Büyük tiyatronun 300 metre kadar kuzeybatısında yer almaktadır. Araziye uygun olarak, Roma tarzında inşa edilmiştir. Scenesi (sahne)tamamen yıkılmış olup, cavea ve orkestrasında da bozulmalar mevcuttur. Yaklaşık 15.000 kişi alabilecek büyüklüktedir.
Stadyum ve Cimnazyum: Kentin güneybatısında, doğu-batı doğrultusunda uzanmaktadır. Stadyumun ek yapıları ile cimnazyum bir bütünlük teşkil edecek şekilde yapılmıştır. MS. 79 yıllarında yapılan stadyumun uzunluğu 350 metre, genişliği 60 metredir. Amfiteatr şeklinde yapılmış olan yapının, 24 oturma basamak sırası bulunmaktadır. Büyük bölümü tahrip olmuştur. MS. 2.yy. 'da yapılan cimnazyumun, Proconsul Gargilius Antioius tarafından inşa ettirilerek İmparator Hadrianus ve eşi Sabina'ya ithaf edildiğine dair yazıt bulunmuştur.
Anıtsal Çeşme: Kentin ana caddesi ile ara caddesi köşesinde yer almaktadır. Roma dönemi yapısıdır. İki cepheli olarak yapılmış havuz ve nişleri vardır. Bizans zamanında onarım görmüştür.
Meclis Binası: Kentin güneybatısındadır. Dikdörtgen planlı olan anıtsal yapı, doğu-batı yönünde uzanmaktadır. Ana giriş doğu cephesindedir.
Zeus Tapınağı: Antik Laodikeia kentinin sütunlu caddesinin doğu kesiminde, küçük tiyatro ile Nymphaeum (anıtsal çeşme)arasında bulunmaktadır.
Büyük Kilise: Sütunlu caddenin güneyinde caddeye bitişik olarak inşa edilmiştir. Sadece taşıyıcı bölümlerinden bir kısmı ayakta kalmıştır. Ana giriş kilisenin batısındadır.
ULAŞIM
İstanbul' dan 8 saatlik bir yolculukla Denizli' ye ulaşılır.Denizli'ye vardığınızda, 1 km kadar düz gidin şehrin tam ortasından geçen geniş yol üzerinde... Pamukkale tabelasını göreceksiniz. Sola dönüp 3 km daha gitiğinizde doğa harikası Pamukkale'desiniz.
NE YENİR
Klasik yemeklerin dışında yöresel yemekleri de deneye bilirsiniz.
-Pamukkale Kebabı
-Pamukkale Pastası
-Mumbar Dolması
-Patlıcan Kebap
-Denizli Mantısı
-Yoğurtlu Patlıcan Gömmesi
Pamukkale yöresine özgü yemeklerdir.
Meraklısına duyurulur......
PAMUKKALE'DE NELER YAPABİLİRSİNİZ
-Hierapolis ve Laodikeia Antik Kentlerini gezebilirsiniz.
-Apollon Tapınağını ziyaret edebilirsiniz.
-Eşsiz güzellikteki travertenleri görebilirsiniz.
-Nekropol Antik kentini ziyaret edebilirsiniz.
-Zeus Tapınağını görebilirsiniz.
-Meşhur Pamukkale Kaplıcalarına girebilirsiniz.
-Yeşildere Şelalesi ve çevresini gezebilirsiniz.
-Pamukkale Arkeoloji müzesini ziyaret edebilirsiniz.

TATİLCİLER İÇİN TELEFON REHBERİ

Devlet Hastanesi +90 258 263 93 11
Eyfel Taksi +90 258 265 45 80
Özel Ege Hastanesi +90 258 264 01 51
İmaj Güzellik Salonu +90 258 263 32 23
Asu Rent A Car +90 258 264 67 90
Armoni Bar +90 258 211 33 08
Beyaz Saray Restaurant +90 258 211 30 34
İkbal Restaurant +90 258 211 92 52
Sağlık Taksi +90 258 261 35 95
Avail Turizm +90 258 263 21 47
Liman Cafe +90 258 213 44 43

MARMARİS

Doğal bir liman olan Marmaris Körfezi 1100 kapasiteli üç marina ve 1200 yat kapasiteli 9 yat çekek yerine sahiptir. Mavi yolculuğun odak noktasında bulunan yörede yat turizmini geliştirmek amacıyla çeşitli festivaller düzenlenmektedir. Uluslararası Yat Festivali ve Uluslararası Marmaris Yat Yarışlarını yörenin belli başlı etkinlikleri arasında sayabiliriz.Marmaris görülmesi gereken ilçelerimiz arasındadır
Marmaris çam ağaçlarına sırtını dayamış doğal limanıyla, palmiye ağaçlarıyla süslenmiş kıyı şeridinin ucundaki mimarisi, eşsiz plajları ve kristal görünümündeki denizi, yüzme ve her türlü su sporu ile yatçılık için ideal bir tatil beldesidir.
Marmaris Ege Bölgesinin en güzel turistik beldelerinden ve önde gelen yatçılık merkezlerinden birisidir. Sahip olduğu çam ormanları nedeniyle halk arasında "Yeşil Marmaris" olarak bilinir. Marmaris, doğal olarak çok iyi korunmuş bir liman ve iskele ile dünyanın her tarafından gelecek yatlara hizmet verebilecek yüzlerce yat kapasiteli marinalara sahiptir.
Sahip olduğu doğal güzellikler yanında Marmaris turistlere birçok modern tesisler sunar. Ayrıca Marmaris halkı yerli ve yabancı ziyaretçileri her zaman sevgiyle kucaklar.
Deniz kenarındaki veya Marmaris içerisindeki lokantalarda yenilen bir akşam yemeğinden sonra, gecenin kalan kısmını Barlar Sokağında yer alan hareketli barlarda,diskolarda veya gece kulüplerinde geçirebilirsiniz.
Marmaris'e yaptığınız ziyareti birçok seçenekleri bulunan çevre gezileriyle tamamlayabilirsiniz.bunlar yarım veya tam günlük, kano turları ,at gezintisi ,doğa yürüyüşleri yat turları ,köy gezileri,cip safari ve Efes, Pamukkale,Dalyan ve Kaunos gibi bölgeleri ziyaretler şeklinde geniş bir yelpaze sunulmuştur.
Marmaris ve dolayları güzel bir dantel gibi grift kıyılar ve körfezlere sahip olmakla övünür.
Gökyüzünün ve denizin mavisi çam ormanlarının yeşili birbirleriyle kucaklaşırlar. Doğa, gözün görebileceği birbirinden harukalede resimler sergiler. Doğal güzellikler yalnızca birkaç ay için değil doğayı seven yerli yabancı herkese bütün bir yıl boyunca kucak açar.


GEZİLECEK YERLER
İÇMELER
Küçük bir köy iken, karayolunun açılması ile turistik bir merkez haline dönüşen, Marmaris'e 10 km. uzaklıkta şirin bir beldedir. Plajı Mavi Bayrak ödülü almıştır.
TURUNÇ
Marmaris'e 20 km. uzaklıktadır. Günlük tur teknelerinin uğrak yeridir. İri kumlu plajı ile ünlüdür. Marmaris'ten kara ve deniz yolu ile ulaşım mümkündür. Plajı Mavi Bayreak ödülü almıştır.
HİSARÖNÜ
Marmaris Datça yolunda sessiz ve sakin bir balıkçı köyüdür. İki koya halim şirin bir köydür.
SELİMİYE
Balık restaurantı ve tertemiz denizi ile Mavi Yolculuğun vazgeçilmez duraklarındandır. Sonradan pişman olmak istemiyorsanız, leziz balıklarından yemeden buradan geç.memelisiniz.
BOZBURUN
Marmaris'in 50 km. batısındadır. Yatçıların uğrak yeri olan koyda turistik tesisler, lokantalar ve yat limanı vardır. Gulet teknelerinin usta elleri buradadır.
ÇİFTLİK
Mavi Yolculuğun uğrak yerlerinden biri olduğu gibi günlük tur teknelerinin de uğradığı şirin bir koydur.
KUMLUBÜK
Günlük tur teknelerinin uğradığı bölgenin en güzel plajlarından biridir.
AMOS
Hisarburnu'nun hemen üst kısmında bulunan Antik Amos kenti Hellenistik Devre tarihlendirilmektedir. Amos harabelerinde, tiyatro tapınak ve bazı heykel kaideleri ile kenti çevreleyen surların kaliıntılarını görebilirsiniz.
ORHANİYE
Marmaris'e 30 km.uzaklıktadır. Sezon boyunca düzenli minibüs seferleri vardır. Şirin sahil lokantalarının bulunduğu Orhaniye Mavi Tur yolcularının da uğrak yerlerinden biridir. Orhaniye'de teknelerin arasında suyun üzerinde yürüyenleri görürseniz şaşırmayın.
TURGUT
Marmaris'e 35 km. uzaklıktadır. Şelaleleriyle ünlüdür. Şelalede yenen gözleme ve ayran tüm yorgunlugunuzu alacaktır.
BAYIRKÖYÜ
Çam ve çiçek balıyla ünlüdür. Turizm sezonu boyunca Marmaris'ten düzenli olarak minibüsler kalkar. Köyün ortasıa bulunan 2000 yaşındaki ağacı görünce şaşırmayın.
SÖĞÜT - SARANDA
Marmaris'e 35 km. uzaklıktaki Söğüt Köyü'nün bir mahallesidir. Tepesindeki Rum Evleri ile ünlü olan Saranda'nın yeni adı Cumhuriyet Mahallesi'dir. Tepeden Söğüt, Zeytinli, Değirmen ve Fenaket adalarının olduğu koyu seyretmek oldukça keyifli.
FOSFORLU MAĞARA
Günlük tur teknelerinin uğrak yeri olanm doğal bir mağaradır. Sularının berraklığ ile ünlüdür.
ULAŞIM
Karayolu
Marmaris'e Türkiye'nin hemen her köşesinden otobüsle ulaşabilirsiniz. Ayrıca, yakın yöreler olan Bodrum, Datça, Fethiye'ye de otobüs seferleri yapılıyor. Otobüs terminali ilçe merkezine 2 km. uzaklıkta
Şehiriçi ulaşım
Marmaris, Armutalan, Beldibi ve İçmeler arasında düzenli dolmuş seferleri vardır. Şehiriçi ulaşımın bir başka aracı ise taksiler. Yakın beldelere ve diğer şehirlere ulaşım minibüs ve otobüslerledir. Marmaris Otogarı'ndan binilmektedir.
Havayolu ulaşımı
Uçakla gelecekler için en yakın havaalanı Dalaman'dır ( 90 km ). Bodrum-Milas havaalanı 140 , İzmir Adnan Menderes havaalanı 284, Antalya havaalanı ise 281 km uzaklıktadır. Dalaman Havaalanından Marmaris şehir merkezine otobüs seferi vardır. Ayrıca taksilerle de ulaşılabilir.
NE YENİR
Çin,İtalyan,İngiliz,Alman ve Hint mutfağına özgü resturantların bulunduğu Marmaris'te
Yöresel yemeklerinde tadına bakabilirsiniz.
-Marmaris Pilavı
-Marmaris tarhanası
-Sura dondurması
-Sürha
-Gumbar
-Beze
-Yedi baharlı
Marmaris yöresine özgü yemeklerdir.
Meraklısına duyurulur......
MARMARİS'DE NELER YAPABİLİRSİNİZ
-İçmeler ve Turunç'daki Mavi bayraklı plajlardan denize girebilirsiniz.
-Amos antik kentini gezebilirsiniz.
-Fosforlu mağaraya gidebilirsiniz.
-Marmaris'harika koylarına Mavi yolculuk yapabilirsiniz.
-Marmaris Müzesini ziyaret edebilirsiniz.
-Yöreye özgü Marmaris tarhanası ve sura dondurmasını tadabilirsiniz.

TATİLCİLER İÇİN TELEFON REHBERİDevlet Hastanesi +90 252 413 44 55
Marmaris Yat Kulübü +90 252 412 38 35
Turizm Enf. Bürosu +90 252 412 10 35
Emniyet Müdürlüğü +90 252 412 28 13
Albatros Taksi +90 252 413 37 14
Asyam Döviz +90 252 412 00 42
Agora Turizm +90 252 412 67 82
Esen Rent A Car +90 252 412 33 41
Venüs Yatching +90 252 412 07 36
AKDENIZ RESTORAN +90 252 455 32 77
ŞENTÜRK DENİZ MALZEMELERİ +90 252 412 97 14

MANAVGAT

64 kilometrelik sahil şeridi ve Manavgat Şelalesi, özel çevre koruma alanları, tatil köyleri ile ilçede turizm oldukça gelişmiştir.
Ünlü seyyah Evliya Çelebi'nin kaplan avladıklarını yazdığı Sarı Su Deresi ilçe sınırları içerisindedir. İlçede son yapılan araştırmalarda Ahmetler Köyü ile Gebece köylerinde bulunan mağaralarda etüt çalışmaları tamamlanmış ülke ve bölge turizmine kazandırılmaya çalışılmaktadır.
İlçe merkezine 60 km. uzaklıkta bulunan ve Köprü ırmağını da içine alan ve milli parka adını veren Köprülü Kanyon çok ünlüdür. Köprülü Kanyon Milli Parkı içerisinde ve Altınkaya Köyü içerisinde bulunan vadiye gizlenmiş selvi ormanının dünyada bir eşi benzeri yoktur. Toros Dağları yaygın Kızılcam, Karaçam, Sedir, Selvi ormanları ile kaplıdır.
İlçe arkeolojik eserler açısından da oldukça zengindir. Side Antik Kenti, bir benzeri bulunmayan Antik Tiyatrosu, Hamamı, Antik Su Yollarıyla; Seleueka antik kenti, Sırt Köyü sınırlarında bulunan antik yerleşim bölgesi ilginç kalıntı ve kaya mezarlarıyla; ve şimdiki adı Altınkaya Köyü olan Selge antik kenti, yıkılmış haldeki tiyatrosu, kral yoluyla ve diğer kalıntılarıyla çok önemlidir. Bunun yanında Beydiğin Köyü sınırları içerisinde yer alan va Kervanyolu üzerinde bulunan Selçuklu eseri olan Kargı Han çok ünlüdür


GEZİLECEK YERLER
Manavgat Şelalesi
Manavgat ilçesinin 3 km. kuzeyinde bulunan şelale, ilçe ile aynı adı taşır. Şaşırtıcı bir yükseklikten dökülmesine karşın geniş bir alan üzerinde gürül gürül akışı ile görülmeye değer bir manzara oluşturur. Şelalenin hemen yanı başında doğa ile iç içe piknik yapılabilir ve çevresindeki lokantalarda taze balık yenilebilir.
Antik Kentler
Side:Manavgat'a 7 km uzaklıkta olan Side tarihi bir yerleşim merkezidir. Tarihçiler tarafından İ.Ö. 1405'te kurulduğu ifade edilen Side, İ.Ö. VI. y.y ın yarısından itibaren, sırası ile, Lidyalıların, Perslerin, İskender'in, Antiogonos'un, Ptolemaiosların egemenliğini tanımıştır.
İ.Ö. 215 ten sonra Suriye Krallığı'nın denetiminde imar edilip bir bilim ve kültür merkezi haline getirilen kent İ.Ö. Apameia barışı ile Bergama Krallığı'na bırakılmıştır, daha sonra Doğu Pamphilya bölgesi ile birlikte bağımsızlığını koruyarak büyük bir ticaret donanmasıyla refaha ve zenginliğe kavuşmuştur.İ.Ö. 78 den sonra Roma egemenliğinde bulunan Side, daha sonra Bizans egemenliğine girdi. İ.S. V. y.y. ve VI. y.y. larda Psikoposluk merkezi olan Side en parlak devrini yaşamıştır.
Eşsiz bir işçiliği olan kentin ana kapısı iki kule arasındadır. Side kentinde iki ana cadde vardır. Bu caddeler Antik Çağın sütunlu caddelerine örnektir. Kent kapısını geçtikten sonra yassı taşlarla döşeli alan bu caddelerin başlangıç yeridir. Bu caddelerin her iki yanında sütunlu portikler ve onların arkasında dükkanlar bulunmaktadır.Surun dışında, kent kapısını karşısında Anadolu'nu en büyük tarihi çeşmesi "nymphaeum" vardır.Bu çeşmenin önünde geniş bir havuz yeri alır. Tiyatrodan sonra geniş bir caddeden geçip anıtsal bir yapıya varılır. Bu yapı boyutları 100x100 m. olan agoradır.
Kentin Pazar yeri olan agora portiklerle çevrilidir ve üç yanında dükkanlar yer alır. Agoranın güneyindeki cadde üzerinde, üç salondan oluşan ve dört tarafı portiklerle çevrili Gymnasium vardır. Kuzey- güney doğrultusundaki ana cadde de Roma Döneminde yapılan kemerli bir yapı vardır.Side kentinin tiyatrosunun mimarlık tarihi açısından önemi diğer roma tiyatroları gibi dağ yamacına değil kemerli mekanlar üzerine kurulmuş olmasıdır.Cavea, oskestra ve scene olmak üzere üç bölümden oluşan tiyatro, Pamphylia tiyatroları içinde en büyük ve anıtsal olanıdır ve 20.000 seyirci alacak büyüklüktedir.
Side'nin surları dışında geniş mezarlıklar yer alır ve bunların en önemlisi olan Batı Negropolü 1,5 km. uzaklıktadır. Side'de ayrıca tapınaklar ve su kemerleri vardır. Tapınaklardan en önemlileri Athena, Apollon ve Men tapınaklarıdır. Side'nin suyu yaklaşık 25 km. mesafeden, Oymapınar baraj gölü içinde bulunan dumanlı kaynağından getirilmiştir. Bu su taşıma sistemi kimileri iki katlı olan on su kemerinden oluşur. En büyüğü Oymapınar yakınında olup 40 gözlüdür.
Büyük bir Roma Hamamı bugün müze haline getirilmiştir ve bölgenin en güzel arkeolojik eserler kolleksiyonunu barındırır. XIII. y.y. da Selçuklu'ların XIV. y.y. da ise Hamitoğulları ve Tekelioğullarının, XV. y.y. da kesin olarak Osmanlı egemenliğine geçik kent bu dönemlerde yerleşim yeri olmamıştır.Halen, Roma ve Bizans dönemlerinin yapı ve özelliklerini taşıyan kent surlarının bir çok yeri yıkılmışsa da kara tarafındaki surların hemen tümü ayakta kalabilmiştir.
Selge:Serik'in 35 km. kuzeyinde, Torosların güney yamacında, Köprü Çayı (Eurymdon) yakınlarında eski bir dağ kenti olan Selge'ye Köprülü Kanyon Milli Parkı'ndan sonra dik virajlı, 14 km.lik stabilize yoldan gidilir. Doğa güzelliği bakımında çok zengin olan köprülü kanyondan geçen yol üzerinde Göreme'deki Peri bacalarına benzeyen ve bütün dağ yamacını kaplayan oyuntulu kayalar vardır.Psidia'ya bağlı olup sonradan Pampheylia sınırları içine alınan kent sırasıyla Lidya, Pers, İskender ve Roma yönetimlerinde kalmıştır.
Kuzeydeki 5 kapılı ve 45 basamaklı tiyatrosu önemli anıtıdır. Kayalığa oyulmuş tiyatronun güneyinde stadium ili gymnasium, batısında tavanı kartal motifi ile süslü İon tipinde bir tapınak göze çarpar.Stadium'un güneyinde Çeşme ve Agora bulunmaktadır. Kentin güneybatısına uzanan surların kuzeyinde Artemis ve Zeus anıtları ile necropol yer almıştır.
Seleukia:Side'nin 23 km. kuzeydoğusunda Sinler Köyü'ne ise yaya olarak bir saat uzaklıkta bulunan bu antik kent Selevkoslar tarafından kurulmuştur. Antik kentin özellikle çam ormanlarının süslediği çok güzel bir doğa görünümü vardır. Bir tepe üzerine oturtulmuş olan kent tüm ovayı ve denizi gözler önüne serer.Kentin gelişmişliğinin göstergesi olarak iki katlı agorası, bazilikası, sarnıç ve kanalizasyon sistemi sayılabilir. Kent kazıları sırasında çıkarılan mozaikler bugün Antalya Müzesi'nde sergilenmektir.
Etenna:Manavgat'ın 29.km kuzeyindeki Etenna, bugünkü Sırt Köyü'nün üst tarafına düşen tepe üzerine kurulmuştur. Bizans devrinde psikoposluk merkezi olduğu sanılan kentin tepesinde Akropal kentin en yüksek ve en iyi korunan yeri ve yamaçlarında yer alan, çevresi surlarla çevrili teraslardan ibarettir. Kentin güneyinde ise Herron (yüceltilmiş bir ölü için yapılan mezar) vardır. Bunlardan başka bazilika, agora, kilise, hamam ve sarnıçlar önemli tarihi kanıtlardır.
Hanlar
Alarahan:Manavgat'dan sonra batıya doğru gidince 9 km sonra Alarahan'a varılır. 13. y.y. da Selçuklular tarafından Konya ile güney kıyılarının başkenti Alanya arasındaki ticaret bağlantısı sağlamak için inşa edilmiştir. Bu kervansaray ile seyahat edenlerin ve tüccarların güvenli ve konforlu konaklamaları ve dinlenmeleri sağlanmıştır.
Yaylalar
Köprüçayı Vadisinin ikiye ayırdığı Torosların üzerinde birçok yayla bulunmaktadır.En önemlileri Güğlenpınar ve Beloluk Yaylaları, Avanos Beliği, Tefekli Bölgesinde Gücer Yaylası, Kesikbeli, Akçaalan Yaylası, Topalceviz, Alıç ve Demre Yaylaları, Dumanlı Yaylası ile Bozburun Dağı eteklerindeki İkiz Yaylasından oluşur. Köy halkının büyük çoğunluğu yazın yaylalara göçer.
ULAŞIM
Manavgat Otogarı'nda Varan, Kamil Koç, Pamukkale ve Metro gibi belli başlı otobüs işletmelerinin temsilcilikleri bulunuyor. Antalya-Manavgat arasında yarım saatte bir otobüs var. Bu yol, 75 km. İstanbul -Manavgat ise 800 km. Bu demektir ki, eğer İstanbul'dan hareket ediyorsanız en az 12 saatiniz yolda geçecek. Ankara-Manavgat arası 620 km. Kuşadası-Manavgat arası ise 540 km. .
NE YENİR
Akdeniz mutfağı, Güneydoğu Anadolu mutfağı yaygın. Yöreye özgü sebzeli et yemekleri, türlüler, kebap çeşitleri pek çok restoranın olmazsa olmazı durumunda
MANAVGAT'DA NELER YAPABİLİRSİNİZ
-Dünyada eşi benzeri olmayan Altınkaya Köyünde bulunan Selvi ormanlarını gezebilirsiniz.
-Side antik kentini ve antik tiyatrosunu gezebilirsiniz.
-Muhteşem Manavgat Şelalesini görebilirsiniz.
-Athena, Apollon ve Men tapınaklarını gezebilirsiniz.
-Roma hamamını görebilirsiniz.
-Side müzesini ziyaret edebilirsiniz.

TATİLCİLER İÇİN TELEFON REHBERİEmniyet Müdürlüğü +90 242 241 22 81
Sorgun Taksi +90 242 746 26 05
Demir Döviz +90 242 742 49 92
Sezar Rent A Car +90 242 988 21 64
Ayışığı Restaurant +90 242 753 14 00
Akyol Deniz Malzemeleri +90 242 746 84 20
Özel Akdeniz Hastanesi +90 242 746 00 13
Görgeç Kuaför +90 242 742 08 25
Amor Turizm +90 242 753 36 29
Kaktüs Bar / Disco +90 242 756 91 67
Famous-Tour +90 242 311 56 59

KUŞADASI

Kuşadası, Aydın iline bağlı bir ilçedir. İl merkezine 71 kilometre uzaklıkta, Ege Bölgesi'nin denizle buluştuğu kıyı şeridinde yer almaktadır. Kuzeyde Selçuk ve Pamucak, güneyde Milli Park'ın bulunduğu Dilek Yarımadası ile sınırlanan ilçe merkezi, İzmir, Efes, Meryemana, Milet, Didim, Pamukkale, Marmaris, Bodrum gibi önemli turistik merkezlerin odağında bulunmaktadır
Kuşadası, bugün Türkiye’nin en önemli turizm merkezlerinden biridir. Bunun nedenlerini değerlendirirken, zengin tarihi çevrenin ve eşsiz planların varlığının yanısıra, bölgenin iklim koşullarını da belirmemiz gerekmektedir. Kuşadası, hemen önünde başlayan kumsal kıyıları ile her şeyden önce bir plaj merkezidir.
Tusan, Akyar, Otuzbir, Kadınlar Denizi, Aslan burnu, Karaova, Güzelçamlı, Büyük ve Küçük Kalamaki, İlyas Ağa, Dipburun, Tavşanburnu plajları gibi temiz kumsallar kuzey ve güneye doğru kilometrelerce uzar gider. Kumsal şeritlerinin toplam uzunluğu 20 kilometrenin üzerindedir. Geniş kumsalların yanısıra derinlikten hoşlananlar için, dalmaya elverişli kayalık koylar da Kuşadası’ndadır



GEZİLECEK YERLER
Güvercinada : 19 yy.da Mora ayaklanması sırasında adalardan gelebilecek saldırılara karşı karakol olarak Osmanlılar tarafından yapılmıştır. .
Kruvaziyer ve Yat Limanları : Kuşadası'nda turist gemilerinin yanaştığı iki adet iskele ve ayrıca 650 yat kapasiteli yat limanı bulunmaktadır. Kuşadası Limanına her mevsim gemiler yanaşmaktadır. Kuşadası limanından Yunan Adası olan Sisam (Samos)'a bahar ve yaz aylarında (1 Nisan - 20 Ekim arası her gün) düzenli olarak yolcu motor seferleri yapılıp, kış aylarında bu seferler charter olarak değişir. Limanda günübirlik ve saatlik piknik turu yapan yolcu motorlar mevcut olup, Mavi Tur yapan yatlar da yat limanında bulunmaktadır.
Öküz Mehmet Paşa Kervansarayı : 1618 yılında Sadrazam Mehmet Paşa tarafından yaptırılmıştır. Dış duvarlarda görülen top delikleri şehrin korsan saldırılarına karşı korunması amacıyla yapılmıştır. Kale İçi Camii : 1618 yılında Sadrazam Öküz Paşa tarafından yaptırılmıştır..
Plajlar : Kuşadası'nda bulunan plajlar; Kadınlar Denizi Plajı,Güvercin ada Plajı,Yılancı Burnu Plajı, Yavan su Plajı, Kuştur Plajı, Kara ova Plajı, Güzelçamlı Plajı, Sevgi Plajı, Kalamaki Plajıdır. .
Kaplıcalar : Çıban (Yavan su ) Kaplıcası, Venüs Kaplıcası, Güzelçamlı kaplıcası Kuşadası'nın önemli kaplıcalarıdır.
Mağaralar : Karaca Mağarası
ULAŞIM
Aydın otoyolundan Torbalı- Selçuk yönünde 90 dakikada Kuşadası’na varılıyor. İstanbul’dan gelenler, İDO ile varılan Bandırma’dan Balıkesir- Manisa- İzmir üzerinden gidebilirler. Bandırma- Kuşadası 350 km. Ayrıca Varan Turizm’in Bandırma üzerinden, İDO bağlantılı, İstanbul- İzmir otobüs seferleri var. Ankara’dan, Afyon- Salihli- İzmir üzerinden Kuşadası 665 km. Kuşadası’na en yakın havaalanı İzmir Adnan Menderes Havaalanı. Kuşadası’na uzaklığı 80 km.
NE YENİR
Sayısız Resturantlarda klasik yemeklerin dışında yöresel yemeklerinde tadına bakabilirsiniz.
-Keşkek
-Yuvarlama
-Paşa böreği
-Kulak çorbası
-Pelvize tatlısı
-Yeşil Kabak Salatası
Kuşadası yöresine özgü yemeklerdir.
Meraklısına duyurulur......

KUŞADASI'NDA NELER YAPABİLİRSİNİZ
-Kadınlar Denizi Plajı,Güvercin ada Plajında denize girme keyfini yaşayabilirsiniz.
-Öküz Mehmet Paşa Kervansarayını ziyaret edebilirsiniz.
-Güvercin adayı gezebilirsiniz.
-Dilek Yarımadası Milli Parkını gezebilirsiniz.
-Mavi tura katılabilirsiniz.
-Çıban (Yavan su ), Venüs ve Güzelçamlı kaplıcalarından faydalanabilirsiniz.
-Tabii ki Efes harabelerini gezebilirsiniz.

TATİLCİLER İÇİN TELEFON REHBERİ

Emniyet Müdürlüğü +90 256 614 13 82
Beykoz Restaurant +90 256 622 09 51
Kuşadası Turizm Danışma +90 256 614 11 03
Devlet Hastanesi +90 256 618 24 14
Kuşadası Öğretmenevi +90 256 612 38 88
Ada Taksi +90 256 614 26 96
Medusa Rent A Car +90 256 613 09 75
Coral Hill Otel (MEB) +90 256 622 05 34
Ada Vegas Turizm +90 256 614 43 74
Otogar +90 256 614 39 81

KÖYCEĞİZ

Köyceğiz Gölü ve gölün sahille birleştiği bölgede kurulan Karia’nın önemli limanlarından ve ticaret merkezlerinden Kaunos şehri ilçenin turizmdeki önemini arttırmaktadır.
Ayrıca ilçenin Sultaniye Köyü’nde mevcut olan Sıcak-Soğuk Termal Kaplıcaları, sağlık turizmi bakımından önemli bir merkez teşkil etmektedir. Diğer taraftan Yayla Köyü ve kuzeyindeki Gökçeova, safari turizmi ile ilgi görmektedir. Çandır Köyü Horozlar mevkiinde çamur banyoları ve tesisleri bulunmaktadır.
Köyçeğiz'in Akdeniz kıyısında bulunan köyü Ekincik Koyu, uzun plajı, nefis koyu ve yat limanıyla, su sörfü, su kayağı ve yüzme için elverişli yerlerden biridir.
Köyceğiz Gölü, Dalyan Kanalı, kaplıca ve çamur banyoları, 10 km. uzaklıktaki 800 m. rakımlı Ağla Yaylası, Şelale, Yuvarlakçay görülmeye değer yerlerdir. Dalaman Çayı, rafting ve trekking için önemlidir. Ağla Yaylası için yayla turizmi çalışmaları sürdürülmekte olup ayrıca göl çevresinde, Köyceğiz-Dalyan arasında bisiklet parkuru için alt yapı çalışmaları yapılmaktadır.
Köyceğiz Gölü’nün batısında Ölemez Dağı doğusunda Sultaniye Köyü sınırları içinde, kıyı boyunca çok sayıda termal kaynaklar vardır. Turizm ve Sağlık Bakanlığı’nca uzmanlara yaptırılan araştırma ve incelemeler sonucu çok sayıda ılıca-kaplıca ve içme kaynakları tespit edilmiştir. Bu termal kaynakların en önemlileri ve sağlık amaçlı olarak işletilenleri, Hasan Çavuş Ilıcası ve Kokar Girme denilen kaplıcalarıdır



GEZİLECEK YERLER
Antik kentler
Kaunos Harabeleri: İlk yerleşimin M.Ö. 1000 yıllarına kadar indiği kabul edilir. Likya, Karya ve Romalılar buraya yerleşenler arasındadır. Burada Akropol ve surları, tiyatro, Roma hamamı, kazılarda ortaya çıkan yuvarlak çeşme, tapınak ve agora görülebilen kalıntılardır.
Kaya Mezarları: Köyceğiz gölünü Akdeniz'e bağlayan Dalyan Kanalı kenarındaki kaya mezarları M.Ö. 4. yy.a tarihlenmektedir.
Camiler ve Türbeler
Menteşe devrinde yapılmış bir cami bulunmaktadır. Benliler Türbesi, Nasuh Dede Türbesi ve Kargın Kürü Türbesi görülmeye değer dini yerlerdir.
Köprüler
Akköprü: Doğal güzelliği ve tarihi değeri ile görülmeye değer yerlerden biridir. Akköprü kendi adı ile anılan köyün içinde Dalaman çayı üzerinde yapılmıştır. Bizanslılar tarafından yapıldığı tahmin edilen köprünün üzerinde birkaç su kemeri bulunmaktadır.
Mesire Yerleri
İlçeye uzaklığı 1 km. olan Kulak Menre Yeri, ilçenin içme suyunun bağlandığı Acılık kaynağının bulunduğu Ağla Kamp Yeri ile Toprak su kampı belli başlı mesire yerleridir.
Kaplıcalar ve İçmeler
Sultaniye Kaplıcaları ve İçmesi: M.Ö. 100 yıllarında Kaunoslular tarafından işletilmiştir. Daha sonra Bizanslılar zamanında yeni eklemelerle genişletilen bu tarihi kaplıcanın kalıntıları bugün gölün içinde kalmıştır. Romatizma, nefrit, ruhsal yorgunluk, cilt ve kadın hastalıkları, böbrek ve idrar yolları hastalıkları için önerilmektedir. Köyceğiz' den kısa bir karayolu yolculuğu ile ulaşılabildiği gibi, gölden motorla gitme keyfide yaşanabilir.
Plajlar
Ekincik Koyu: Köyceğiz’in 40 km. güneybatısında olan koya karadan ve denizden her zaman ulaşabilmek mümkündür. Doğal bir liman olan Ekincik Koyu’na günde ortalama 50-60 yat demirlemektedir. Mavi yolculuğun en önemli duraklarından biri olan koy, iri kumlu plajı ve temiz denizi ile yerli ve yabancı turistlerin yoğun ilgisini çekmektedir.
Dalyan Boğazı: Dalyan’da Köyceğiz gölünü Akdeniz’e bağlayan tekne turuna katılanlar, nereden girilip nereden çıkıldığı belli olmayan daracık koridorlar arasında dolaşmakta, rotanın sağında ve solunda metrelerce uzunluktaki kumsalları ve çam ormanları içindeki koyları görebilmektedirler.
ULAŞIM
Hava yolunu kullananlar için Köyceğiz'den en yakın Dalaman Havaalanı 27 km uzaklıkta bulunuyor. Karayolunu seçenler İzmir Muğla yönünden önce Gökova'ya, Sakar geçidinden inince Antalya yönüne Marmaris sapağından 26 km devam ederek ulaşabilirler.
NE YENİR
Yöresel yemekleri tercih edebilirsiniz.
-Tavuk Dolması
-Sacda Kavurma
-Gözleme
-Yöreye Has Balık Ürünleri
Köyceğiz yöresine özgü yemeklerdir
Meraklısına duyurulur......
KÖYCEĞİZ'DE NELER YAPABİLİRSİNİZ
-Sultaniye Köyü’ndeki kaplıcalardan şifa bulabilirsiniz.
-Gökçeova'da safari yapabilirsiniz.
-Çandır Köyü Horozlar mevkiinde eğlenceli bir çamur banyosu yapabilirsiniz.
-Ekincik Koyu'nda su kayağı yapabilirsiniz.
-Dalaman Çayında rafting ve trekking yapabilirsiniz.
-Kaunos Harabelerini,ve Kaya Mezarlarını görebilirsiniz.
-Göl-Dalyan Kanalları, İztuzu Plajı tekne turlarına katılabilirsiniz.

TATİLCİLER İÇİN TELEFON REHBERİ

Emniyet Müdürlüğü +90 252 262 37 66
Alibaba Restaurant +90 252 262 10 30
Köyceğiz Turizm Danışma +90 252 262 47 03
Devlet Hastanesi +90 252 262 47 18
Köyceğiz Öğretmenevi +90 252 262 47 12
Defne Rent A Car +90 252 692 43 42
Belediye +90 252 262 47 64
Otogar +90 252 262 46 87

Kemer

KEMER

Kemer’ in başta gelen çekiciliklerinden birisi doğal güzelliğidir. Deniz, orman ve dağlar bir noktada birleşmektedir. Denizin berraklığı, ormanın yeşilliği, deniz dalgalarının çam ağaçlarına kadar uzanmasıve çam ağaçlarının plajlarda gölgelik olarak kullanılması oldukça cazip gelmektedir. Beldibi mevkiinden başlayarak Tekirova’ ya kadar olan tüm kıyı tamamen doğal plajdır. Girintili çıkıntılı kıyılarında birçok koy ve küçük doğal limanlar bulunur. Kemer merkezinde bulunan plajlar Belediye plajı, yat limanı yanında bulunan Ayışığı Plajı'dır. Antik kentin hala ayakta durduğu ve milli park olan Phaselis plajı gibi yerlerde rahatlıkla denize girmek mümkündür. Konaklama tesislerinin havuz ve plajlarından da ücret karşılığı yararlanmak mümkündür. Kemer’den yakınında bulunan Olympos ve Phaselis antik kentlerine ulaşmak mümkündür. Son yıllarda Söğüt Cuması, Altınkaya, Dereköy gibi yüksek yerlere safari turları da oldukça ilgi çekmektedir


GEZİLECEK YERLER
Kemer'in başta gelen çekiciliklerinden birisi doğa güzelliğidir. Deniz, orman ve dağlar bir noktada birleşmektedir.Örneğin deniz dalgalarının çam ağaçlarına kadar uzanması ve çam ağaçlarının plajlarda gölgelik olarak kullanılması oldukça cazip gelmektedir.Denizin berraklığı, ormanın yeşilliği Kemer'de bir başka güzelliktir.
Yakınında Faselis, Olympos gibi antik bölgelerin de bulunması bir başka çekiciliktir. Kemer'den Faselis ve Olimpos'a denizden ve karadan ulaşmak mümkündür.Son yıllarda Söğüt Cuması, Altınyaka Dere Köyü gibi yüksek yerlere safari turları da çevre çekicilikleri arasında yer almaktadır.
Ayrıca yöredeki diğer çekicilikleride mağaralarıdır. Bu mağaralardan Beldibi mağarası Antalya'nın 27 km. güneybatısında deniz kenarındadır.Tarih öncesi çağlara ait kalıntılar bulunmuştur.Bir diğer görülmeye değer mağara ise Molla Deliği mağarası olup, Kemer'in batısında yükselen Tahtalı Dağ'ın doğu yamacında yer alır. Bu mağaraya Kemer-Kumluca karayolu üzerinde bulunan Aşağı Kuzeydere veya Tekirova köylerinden ancak yaya olarak gidilebilir.Her iki köyden de 3.5-4 saat yürümek gerekmektedir.
Antik Kentler
Phaselis: Antalya - Finike karayolunun 58 km.'sinde bulunmaktadır. Kemer'e 15 km. olan Phaselis kentine deniz yoluyla da ulaşmak mümkündür. Lykia'nın doğu kıyısı şehirlerinden olan Phaselis'in M.Ö. VI. yüzyıla ait ilk Helenistik çağın ticaret limanlarından biri olduğu sanılmaktadır.
Romalılar döneminde piskoposluk merkezi olmuştur. Üç limandan oluşan Phaselis'in doğusundaki limanın kalın duvarları halen çok iyi durumdadır. Ön ve batı kısmı kumlar altında kalan batı limanı ise denize girmek için çok uygundur.
Phaselis'de bu gün toprak üstünde bulunan kalıntıların büyük bir bölümü Roma devrinden kalmıştır.Bu kalıntılar; liman, kale duvarları, Zeus Mabedi, Kral Antonius Caravella yolu, ayrıca yirmi sıralı tiyatro kalıntıları bulunmaktadır.
Yarımadanın boyun kısmını kapsayan cadde muhteşemdir. Güney limandan başlayıp şehir kapısına kadar uzanır. Bu caddenin genişliği ve kısalığı yüzünden, zaman zaman stadyum olarak da kullanıldığı sanılmaktadır. Çünkü tarih Phaselis'de iki önemli atletizm karşılaşmasının yapıldığı yazar.
Agoranın yanında iki tapınak bulunmaktadır. Bir tanesi Phaselis için çok önemli bir tanrı olan 'athena polias' adına yapılmıştır. Diğeri ise 'heista' ve 'Hermes' içindir. Bu tapınaklardan Athena'da Homer 'in mitolojik kahramanı Acchileus'un bronzdan; yapılmış mızrağı bulunmaktaydı. Caddenin kenarlarında bina harabelerine, bir kilise ile bu harabelerin arasında piskopos evlerine rastlanmaktadır.
Şehirin su ihtiyacını karşılayan su kemerleri Roma stili inşaa edilmiş olup hala çok iyi bir durumdadır.
Phaselis'de çıkan bazı tarihi eserlerin bulunduğu bir de müze mevcuttur. Ayrıca burası tarihi zenginliğinin yanı sıra sığ bir koy, ince kum ve ormanı, dağ, deniz birleşmesinden oluşan ideal bir ören ve plaj yeri olarak da dikkati çekmektedir.
Olympos:Antik Likya'nın en önemli liman kentlerinden olan Olympos, tarih boyunca mitolojiye konu olmuştur. Konumunun elverişliliği nedeniyle korsanların barınağı olan Olympos, bugün sahip olduğu tarihsel değerleri, 3200 m'lik muhteşem sahili, endemik bitkileri, Caretta caretta'ları Khimaira'sı, tüm sportif etkinliklere olanak veren muhteşem doğası ve pansiyon olarak kullanılan meşhur ağaç evleri ile tüm dünyaca bilinmektedir.
ULAŞIM
Her on dakikada bir Antalya Otogarı"ndan Kemer"e araç bulunabilir. Karayolu denize paralel olduğu yerlerde çok virajlı, manzara çok güzel ama sürücülerin çok dikkatli olması şart. Gece saatlerinde Kemer"e uzanan yollar oldukça karanlık.. .Kemer"den Antalya Finike yolunu kullanarak Ege"ye, Burdur istikametinden E-5 karayolu ile İstanbul, İzmir ve Ankara"ya gidebilirsiniz
NE YENİR
Klasik yemeklerin dışında yöresel yemekleride deneyebilirsiniz.
-Taze fasulye
-Yoğurtlu kızartma
-Gözleme
-Çipura,Levrek ve Alabalık
-Susamlı omlet
Kemer yöresine özgü yemeklerdir.
Meraklısına duyurulur......
KEMER'DE NELER YAPABİLİRSİNİZ
-Çam ağaçlarıyla ünlü Kemer plajlarında denize girme keyfini yaşayabilirsiniz.
-Altınkaya, Dereköy gibi yüksek yerlere düzenlene safari turlarına katılabilirsiniz.
-Beldibi Mağrasını, Faselis, Phaselis ve Olimpos antik kentlerini gezebilirsiniz.
-Çıralı'daki yüzyıllardır yanan alevi görebilirsiniz.
-Teknelerle Mavi turlara katılabilirsiniz.

TATİLCİLER İÇİN TELEFON REHBERİEmniyet Müdürlüğü +90 242 814 15 46
Dörtler Restaurant +90 242 814 56 35
Kemer Turizm Danışma +90 242 814 11 12
Devlet Hastanesi +90 242 814 15 50
Ayışığı Deniz Malzemeleri +90 242 814 24 86
Kemer Taksi +90 242 814 15 20
Ray Rent A Car +90 242 814 48 14
ŞATO 44 BAR +90 242 824 93 63
CALYPSO DALIŞ HİZMETLERİ +90 242 814 13 88
Otogar +90 242 814 15 03

KAŞ

KAŞ

İlçe merkezi, Kalkan ve Gelemiş Köyü'nde son yıllarda turizm, hızlı bir şekilde gelişmektedir. Bu nedenle turistik tesislerin sayısı hızla artmaktadır. Kaş özellikle dalgıç turizmi bakımında ülkemizin önde gelen merkezlerinden biridir.
Meis Adası'na en yakın noktayı oluşturan Kaş'ta tarihi eserleri ve doğa güzellikleriyle önemli turizm potansiyeli vardır. Bir dil gibi denize uzanan Çukurbağ Yarımadası üzerinde yeni yapılmış modern oteller yarımadayı süslemektedir. Kaş'ın içinde tertemiz sularıyla Büyük Çakıl Plajı, Küçük Çakıl Plajı ve Akçagerme Plajı gibi plajlar vardır. Ayrıca kayıkla Çayağzı Plajı'na da gidilebilir.
Kaş'ın etrafında yer alan 6 adet mağaradan Kaş'a 18 km. uzaklıktaki Mavi Mağara, Aşırlı Adası Deniz Mağarası, güvercinleri ile ünlü Güvercinlik Mağarası en ünlü olanlardır. Bu arada Kaputaş Plajı da bir dünya harikasıdır.
Kaş zengin tarihi yanında gün geçtikçe daha çok rağbet gören trekking, dağcılık, rafting gibi doğa etkinlikleri içinde sayısız olanaklar vermektedir. Doğa ile başbaşa olmak isteyenler için Gömbe'deki Yeşilgöl ve Uçarsu Şelalesi iyi bir seçenek oluşturmaktadır. Akdağ'ın dibinde bulunan Gömbe, Kaş'tan 70 km uzaklıktadır. Akdağ ise Batı Torosların Kızlar sivrisinden sonra en yüksek zirvesidir. Burada bulunan küçük göller dikkat çekicidir.
Gömbe'de Komba antik kenti ve buradan 13 km. uzaklıkta Nisa antik kenti vardır. Ayrıca Kaş içinde Kandyba antik kenti vardır. Bunların dışında Kaş'a 12 km uzaklıktaki Phellos antik kenti görülebilir.
Kaş çevresindeki önemli yerlerden biri de Kekova'dır. Kekova'ya Kaş'tan tekne ile gidildiği gibi karadan üç Üçağız'a gidilip kayıkla da gezilebilir. Burada batık şehir görülebilir. Kaş'ın etrafında adı bilinen Istlada, Apollonia, İsinda, Kyaenai gibi antik kentler yanında ismi bilinmeyen birçok harabe yeri daha vardır. Pek çok adı ve geçmişi bilinen veya bilinmeyen tarihi eser mevcuttur. Örneğin Tüse Köyü'nün yakınındaki alçak bir tepe üzerinde Tysse adında küçük yerleşme görülür.



GEZİLECEK YERLER
Gömbe:Kaş'a 60 km. mesafede, Elmalı yolu üzerinde bulunur. Yol boyunca çam ve sedir ağaçlarıyla kaplı ormanlar adeta köyleri gizlemeye çalışır görünümdedirler.Gömbe, soğuk suları ve elma bahçeleriyle ünlü bir yayladır.
Turistik amaçlı hizmet veren konaklama merkezleri, yöreye ait kokulu otlardan hazırlanan geleneksel yemeklerin lezzeti , tabiatla bütünleşmenize yardımcı olacaktır.Bölgenin en yüksek dağı Akdağ (3024 metre) buradadır.Yeşilgöl ve Uçarsu, yaz sıcağından kaçmak, doğa yürüyüşü yapmak isteyenler için serin ve temiz havası ile ideal yerlerdir. Yöre, dağlardan toplanan kar ile yapılan dondurması ve kar şerbetiyle ünlüdür.
Kalkan (Kalamaki):Kaş'a bağlı belde olan Kalkan, Kaş'a 25 km. uzaklıktadır.Görülmeye değer bir koyun kıyısına kurulmuştur.Otelleri, pansiyonları, restoranları ve alışveriş mekanları ile her yıl binlerce turist çekmektedir.
Kalkan' ın mimari yapısı ve kent dokusu fazla bozulmamıştır.Yat limanı, uğrayan teknelerin her türlü ihtiyacını karşılamaktadır. Çok sayıda güvercini barındırması nedeniyle Güvercinlik Deniz Mağarası olarak anılan mağara, Kalkan' a 2 km. mesafededir ve mağaraya teknelerle gidilebilir.
Saklıkent:Kaş'a 60 km. mesafededir. Bir doğa harikası olan Saklıkent Kanyonuna, ahşap 100 metre uzunluktaki bir köprüden geçilerek ulaşılır. Kanyonda hizmet veren lokanta ve alabalık çiftlikleri bulunur. Kanyonun uzunluğu 18 km. kadar olup, 6 kilometresi yürüyüş yapmak için çok uygundur. Yaz sıcağından kaçmak, serin sularda yüzmek ve ulu çınar ağaçlarının altında dinlenmek isteyenler için ideal bir yerdir.
Antik Kentler
Antiphellos:Antik kentten günümüze ulaşan eserlerin başında şehrin kuzeyinde kayalara oyulmuş mezarlar ile dört bir tarafa serpilmiş Likya lahitleri gelir. Lahitlerin en görkemlisi, bugün Uzunçarşı Caddesi'nde bulunan ve halk arasında Kral Mezarı olarak adlandırılan Likya Yazıtlı Anıt Mezar'dır (M.Ö.4.yy.).
Antiphellos'da bulunan önemli eserlerden bir tanesi de Kaş Antik Tiyatrosu' dur (M.Ö.1.yy). 4 bin kişilik seyirci kapasitesine sahip olan yapı M.S.2. yüzyılda onarım görmüştür. 26 basamaktan oluşan tiyatronun sahnesi yoktur ve yapının en önemli özelliği Anadolu'daki denize cepheli tek tiyatro oluşudur.
Tiyatronun kuzey-doğusunda Akdam olarak adlandırılan dor tipinde M.Ö. IV. yüzyıla ait ev tipi bir mezar vardır.Yapı, doğal kaya kesilerek yapılmıştır. 3.5 metre yüksekliğindedir ve içerisinde elele tutuşarak dans eden 24 kız figürü bulunmaktadır.Hastane Caddesi üzerinde, dış yüzü muntazam kesme taş kullanılarak yapılmış olan Tapınak bulunur. Yapının temel taşlarının Roma Dönemi'nden kaldığı tespit edilmiştir.
Patara (Ovagelemiş):Kaş'a 41 km. mesafededir. Antik kent, limanın doğu yakasında geniş bir alana yayılmış durumdadır. Kent ve limanı, yaklaşık 3 km. uzunluğundaki vadinin girişindedir. Patara Limanı, Xanthos (Eşen) Çayı'nın getirdiği alüvyonlarla dolunca bugünkü görünümünü almıştır. Kentin adından ilk kez Herodotos söz eder. Rivayete göre Patara, kentin kurucusu, Su perisi Lykia ile Apollon'un doğduğu yerdir. Şimdilik şehrin tarihi M.Ö. VI. ve V. yüzyıla kadar çıkarılmaktadır.
Şehir Bizans Dönemi'nde de önemli bir konum edinmiştir. Zira 'Noel Baba' olarak adlandırılan Saint-Nicholas Patara'lıdır. Hz. İsa'nın havarilerinden Saint Paul, Roma'ya gitmek için Patara'dan gemiye binmiştir ve Patara, Erken Hiristiyanlık Dönemi'nde Piskoposluk merkezi olmuştur.
Patara'ya girilirken yol üzerinde Likya tipi Roma Devri mezar anıtları görülür. Girişte üçgözlü Zafer Takı, sular altında kalmış üç nefli Liman Kilisesi ve Hurmalık Hamamının kalıntıları vardır.
Bunun 100 m. ilerisinde son kazılarda Likya şehirleri arasındaki mesafeyi gösteren yol kılavuzu bulunmuştur. Klavuz, Dünya karayollarının en eski ve en kapsamlı yol levhasıdır. Antik kentte yer alan Vespasianus Hamamı M.S. 69-79 yılında inşa edilmiştir. Hamamın yanındaki patika izlenirse, Patara' nin mermer döşeli ana caddesine ulaşılır. Caddenin ilerisinde Bizans Kalesi'nin geniş duvarları ile karşılaşılır. Bu kalenin doğusunda Korint Tapınağı ve baıi ucunda Bizans Kilisesi yer alır.
Patara Tiyatrosu (M.Ö.2.yy.) bir yamacın eteğine kurulmuştur ve tahmini 10.000 kişiliktir. Tiyatronun kumla kaplı olan bölümleri temizlenmiş ve yapı ortaya çıkarılmıştır. Patara antik kentinde yapılan arkeolojik kazı çalışmaları devam etmektedir.
Patara Plajı, 18 km. uzunluğu (en dar 280m. en geniş bölümü 1500 m. ulaşan ölçümü) ile Türkiye'nin en uzun kumsalına sahip plajıdır. Çevre Bakanlığınca 'Özel Çevre Koruma Bölgesi' ilan edilen Patara plajı, Caretta-Caretta deniz kaplumbağalarının üreme alanıdır. Bölgede, Caretta-Caretta' ların üreme dönemlerinde kaplumbağaların ekolojik ortamlarının devamı için, koruma tedbirleri titizlikle uygulanmaktadır.
Turistik bir yöre olan Patara' da çok sayıda konaklama tesisleri, otel, motel, pansiyon, alışveriş merkezleri ve leziz yöresel yemeklerin yapıldığı restoranlar bulunmaktadır. Ayrıca seracılık da büyük gelişim kaydetmiştir.
Xanthos:Kaş'a 45 km. mesafede Kinik beldesindedir. Eşen Çayı'nın doğu kıyısında kurulmuş, Likya Birliği'nin başkentidir. Kentin akropolisinden elde edilen yüzey buluntuları yerleşme tarihinin M.Ö. 8. yüzyıla kadar uzandığını ortaya koyar.
Antik kentteki ilk araştırmalar 1838'de İngiliz Charles Fellows tarafından yapılmıştır ve ne yazık ki görkemli mezar anıtları, Nereidler Anıtı, Harpyler Anıtı, Payave lahdi, Aslanlı Mezar, British Museum'a kaçırılmıştır.
Kent surları Roma ve Bizans Dönemleri'nde onarılarak çeşitli ilavelerle güçlendirilmiştir. Güneyde, M.Ö. 2. yüzyıla ait kapı yer alır. Bu kapının arkasında İmparator Vespasianus'a ait dor düzenli Zafer Kemeri görülür.
Güneybatıda kentin ilk kurulduğu yer olan Likya Akropolisi vardır. Artemis'e ait olduğu düşünülen bir tapınağın kalıntıları ile bir Bizans Kilisesi akropoliste bulunur. Kuzeydeki Roma Akropolisinde ise görkemli bir manastır dikkati çeker. Tiyatro, Roma Dönemi'ne aittir ve 2. yüzyıla tarihlendirilir.
Felen Yaylası (Phellos):Kaş'a 12 km. mesafede Felen Yaylası üzerinde, çevreye hakim tepelerde kurulmuştur. Phellos M.Ö. IV. yüzyılda oldukça önemli bir kentti. Antiphellos şehri, Phellos'un limanı idi. Phellos şehrinin etrafını çevreleyen surlardan bir bölümü hala ayaktadır. Kentte yer alan rölyeflerle bezeli bir lahit, M.Ö. IV. yüzyıla ait diğer lahitler ve ev tipinde kayadan kesilmiş mezarlar kenti çevreler.
Belenli (İsinda):Kaş'tan 13 km. mesafede Belenli Köyünün hemen yakınındaki tepe üzerinde kurulmuştur. İsinda küçük bir Likya şehridir ve etrafı surlarla çevrilidir. Kentte yer alan akropolün ortasında Likya yazıtlı iki ev tipi mezar ilgi çekicidir. Ayrıca birçok kaya mezarı ile Roma Devri'ne ait Likya tipi lahitler günümüze kadar varlığını sürdürmüştür.
Bezirgan (Pirha):Önemli bir yayla köyüdür. Pirha kalıntılarına köyden 20 dakikalık bir yürüyüşle ulaşılır. Antik kent denizden 850 metre yüksekte kurulmuştur. Kaya mezarları çoktur ve yönleri denize doğrudur. Lahitler ise dağınık bir şekilde sıralanmıştır. Birçok heykel ve rölyef bulunmuş olup, Antalya Müzesi'nde sergilenmektedir.
Sütlegen (Nisa):Kaş'a 60 km. mesafededir. Önemli bir yayla köyüdür. Ören yeri, köyden 15 dakika mesafededir. Şehrin Likçe olan ismi Neiseus, tiyatronun duvarında yazılmaktadır. Nisa'da Likya ve Roma Devri'nden kalma tarihi kalıntılar bulunur. Bazı lahitlerin ön cephelerinde, mızrak, kalkan, kadın ve erkek tasvirlerine rastlanmıştır. Antik kentin Agorası ve tiyatrosu bulunur. Likya Birliği Devri'nde bastırılan sikkeler, Antalya Müzesi'nde sergilenmektedir.
ULAŞIM
Antalya- Kaş arası 192 km. Kaş ile Fethiye arası ise 110 km. Eğer Antalya'dan Kaş'a Gömbe üzerinden giderseniz yol üçte bir oranında uzuyor. Kaş ile Bodrum arası ise 400 km. Kaş'a karayolu ile varmak istiyorsanız, biraz sıkıntıyı göze almalısınız. Dağların denize dik uzanması, bölgeye yol yapımını güç bir hale getirmiş
NE YENİR
Akdeniz mutfağının yaygın olduğu Kaş beldesinde yöresel yemeklerin tadına bakabilirsiniz.
-Kırmızı Sulu Et
-Tarhana
-Erişte
-Çoban Salatası
-Höşmerim Tatlısı
-Sucuk Bulamacı
-Hibeş
Kaş yöresine özgü yemeklerdir.
Meraklısına duyurulur......
KAŞ'DA NELER YAPABİLİRSİNİZ
-Güvercinleri ile ünlü Güvercinlik Mağarasına gidebilirsiniz.
-Kaş sularında dalgıçlık yapabilirsiniz.
-Bir dünya harikası olan Kaputaş plajında denize girme keyfini yaşayabilirsiniz.
-Gömbe'deki Yeşilgöl ve Uçarsu Şelalelerini görebilirsiniz.
-Üçağız'daki batık şehri görebilirsiniz.
-Yamaç paraşütü, ve su altı dalışları yapabilirsiniz.
-Yöreye özgü Kara kovan Balı ve Keçi boynuzu pekmezinden tadabilirsiniz.
-Kaş'a yakın antik kentlere gezi yapabilirsiniz.

TATİLCİLER İÇİN TELEFON REHBERİ

Emniyet Müdürlüğü +90 242 836 25 96
Ada Restaurant +90 242 836 23 79
Kaş Turizm Danışma +90 242 836 12 38
Devlet Hastanesi +90 242 836 11 85
Kaş Öğretmenevi +90 242 836 18 21
Kaş Taksi +90 242 836 19 33
Andifli Rent A Car +90 242 836 17 49
Likya Dalış Merkezi +90 242 836 12 70
Debi Seyahat Acentası +90 242 836 25 01
Otogar +90 242 836 19 49

KAPADOKYA

Kapadokya, (Pers dilinde “Güzel Atlar Ülkesi” anlamına gelir). Bölge 60 milyon yıl önce; Erciyes, Hasandağı ve Güllüdağ’ın püskürttüğü lav ve küllerin oluşturduğu yumuşak tabakaların milyonlarca yıl boyunca yağmur ve rüzgar tarafından aşındırılmasıyla ortaya çıkmıştır.
İnsan yerleşimi Paleolitik döneme kadar uzanmaktadır. Hititler'in yaşadığı topraklar daha sonraki dönemlerde Hırıstiyanlığın en önemli merkezlerinden biri olmuştur. Kayalara oyulan evler ve kiliseler bölgeyi Hıristiyanlar için devasa bir sığınak haline getirmiştir.
Kapadokya bölgesi, doğa ve tarihin bütünleştiği bir yerdir. Coğrafi olaylar Peribacaları'nı oluştururken, tarihi süreçte, insanlar da bu peribacalarının içlerine ev, kilise oymuş, bunları fresklerle süsleyerek, binlerce yıllık medeniyetlerin izlerini günümüze taşımıştır. İnsan yerleşimlerinin Paleolitik döneme kadar uzandığı Kapadokya'nın yazılı tarihi Hititlerle başlar. Tarih boyunca ticaret kolonilerini barındıran ve ülkeler arasında ticari ve sosyal bir köprü kuran Kapadokya, İpek Yolu'nun da önemli kavşaklarından biridir


GEZİLECEK YERLER
Zelve: Avanos'a 5 km, Paşabağlarına 1 km uzaklıktaki Zelve, Aktepe'nin dik ve kuzey yamaçlarında kurulmuştur. Üç vadiden olaşan Zelve Ören Yeri, peribacalarının en yoğun olduğu yerdir. Vadideki peribacaları sivri uçlu ve geniş gövdelidir.
Zelve, özellikle IX. ve XIII. yüzyılda hıristiyanların önemli yerleşim ve dini merkezlerinden biri olmuş; aynı zamanda rahiplere ilk dini seminerler de bu yörede verilmiştir.
Çavuşin (Nicephorus Phocas) Kilisesi: Göreme-Avanos yolu kenarında, Göreme'ye 2.5 km uzaklıktadır. Oldukça yüksek tek nefli, beşik tonozlu, üç apsisli olan kilisenin narteksi yıkılmıştır. 964/965 yıllarına tarihlenmektedir.
Güllüdere (Aziz Agathangelus) Kilisesi: Çavuşin köyüne yaklaşık 2 km uzaklıktaki Güllüdere vadisinin en soldaki kolunda yer alır. Vadinin hemen başlangıcında, solda dik bir yamaç üzerine yapılmıştır.Nef, dikdörtgen planlı, düz tavanlı ve geniş tek apsislidir. VI.-VII. yüzyıla tarihlenen mimariye IX.-X. yüzyılda apsis ilave edilmiştir. Apsisteki iki ya da üç fresk seviyesi apsisin devamlı olarak boyandığını gösterir. Madalyon içinde tahtta oturan İsa'nın sağında ve solunda yer alan İncil yazarlarının sembolleri simetrik olarak resmedilmiştir. Düz tavan, kabartma olarak yapılmış, ortada daire içinde haç, kenarlarda ise palmiye motiflerinin arasında çelenk motifleriyle dekore edilmiştir. Bu şekilde haçı esas alan dekorasyonlar daha çok İkonoklastik Döneme aittir. Kapadokya'da yaşayan halkın haça karşı özel sevgisinden dolayı İkonoklastik Dönem sonrasında da sevilerek yapılan bir motiftir. Çünkü haç Kudüs'teki "Kutsal Haç"ı temsil etmekteydi.
Özkonak Yeraltı Şehri: Avanos'un 14 km uzağında yer alan yeraltı şehri, İdiş dağının kuzey yamaçlarına volkanik granit bünyeli tüf tabakalarının oldukça yoğun olduğu yere yapılmıştır. Geniş alanlara yayılmış olan galeriler birbirlerine tünellerle bağlanmıştır.
Kaymaklı ve Derinkuyu yeraltı şehirlerinden farklı olarak katlar arası haberleşmeyi sağlayacak çok dar ve uzun delikler bulunmaktadır. Düzgün oyulmuş odaların girişleri kapatıldığında havalandırma da bu dar (5cm) ve uzun deliklerle sağlanmıştır. Yine diğer yeraltı şehirlerinden farklı olarak sürgü taşından sonra, tünel üzerine (düşmana kızgın yağ dökmek maksadıyla) delikler oyulmuştur.
Özkonak yeraltı şehrinde Kaymaklı ve Derinkuyu yeraltı şehrinde olduğu gibi hava bacası, su kuyusu, şırahane ve sürgü taşları bulunmaktadır.
ULAŞIM
Nevşehir'e ulaşım en çok karayoluyla sağlanıyor. Yöreye uzanan yollar genel olarak iyi durumda... En önemli karayolu bağlantısı Ankara-Kayseri.
Bölgeye gitmek için İstanbul 'dan yola çıkmışsanız, otobanı izleyerek keyifli bir yolculuk yapabilirsiniz. İstanbul – Nevşehir, İzmir – Nevşehir, Ankara – Nevşehir güzergahlarında her gün araç bulunabiliyor. Nevşehir Kapadokya ve Lüks Göreme Turizm gibi yerel firmaların bu güzergahlarda çok sık seferleri var. Yörenin büyük yerleşim birimlerine uzaklıkları ise şöyle: İstanbul-Nevşehir arası 730 km, İzmir-Nevşehir arası 763 km, Ankara- Nevşehir arası 276 km
NE YENİR
Klasik yemeklerin dışında yöresel yemeklerinde tadına bakabilirsiniz
-Sütlü çorba
-Nohutlu yahni
-Gendime
-Ayva dolması
-Dolaz
-Testi kebabı
-Düğün yemeği
Kapadokya yöresine özgü yemeklerdir.
Meraklısına duyurulur......
KAPADOKYA'DA NELER YAPABİLİRSİNİZ
-Zelve vadisin gezerek buradaki peribacalarını görebilirsiniz.
-Çavuşin, El Nazar ve Güllüdere kiliselerini ziyaret edebilirsiniz.
-Öz konak Yeraltı Şehrini keşfedebilirsiniz.
-Balon sefası yaparak unutulmaz anlar yaşaya bilirsiniz.
-Göreme ve kaymaklı ören yerlerini gezebilirsiniz.
-Nevşehir ve Ürgüp müzelerini ziyaret edebilirsiniz.

TATİLCİLER İÇİN TELEFON REHBERİKapadokya Hastanesi +90 384 212 15 50
Nevşehir Otogar +90 384 213 40 25
Micro Restaurant +90 384 341 51 10
Hanedan Restaurant +90 384 511 50 06
Kapadokya Rent A Car +90 384 341 88 38
ARMAĞAN DİSKO BAR +90 384 341 40 60
Perisia Disko +90 384 341 29 30
Hisar Taksi Durağı +90 384 343 33 45

Göçek

GÖCEK

Beldede büyük ve uluslararası yat turizmi açısından önem arzeden dört marina bulunmaktadır. Beldenin en önemli özelliği son derece korunaklı ve geniş bir körfez içerisinde yer alan ada ve koyları bünyesinde barındırmasıdır. Bunların doğal sonucu olarak gelişmiş bir yat turizmi potansiyeline sahiptir. Özel Çevre Koruma altında olan Göcek merkez ve çevresinde çok katlı inşaat izni olmaması sebebi ile konaklamak için 2 katlı otel, motel , apart ve pansiyonlar bulunmaktadır. Bir turizm beldesinin sahip olması gereken tüm alt yap, donanım ve mekanlara sahip olan Göcek 'in en önemli özelliği alışıla gelmiş tatil beldelerine göre sakin ve huzurlu bir yer olmasıdır

Foça

FOÇA

Foça, Ege Bölgesinde, İzmir iline bağlı bir ilçedir. İzmir Körfezinin doğu ve kuzey kanadını teşkil eden Foça, körfezin batı kanadında yer alan Karaburun ile karşı karşıyadır. Güney, batı, kuzey tarafları Ege denizi ile çevrili bir yarımada üzerinde olan Foça’nın güney doğusunda Menemen, kuzey doğusunda Aliağa ilçeleri vardır
Foça önlerinde yer alan, altı adet ıssız ada bulunmaktadır. Bunlar; Orak (93 ha), İncir (18 ha), Fener (14 ha), Hayırsız (5 ha), Kartdere (2 ha) ve Metelik (1,5 ha) adalarıdır.
Orak Adası'nın güney kıyısında uzun bir çakıllı kumsal; Orak, Hayırsız ve Kartdere'de 80 m yüksekliğe ulaşan dik yarlar bulunur. Adalar genelde otsu, çalımsı bitkiler ve makiyle kaplıdır. İncir Adası'nın kuzey kıyılarında küçük bir çam ormanı, Fener Adası'nda ise kaktüsle kaplı bir alan bulunur.
İncir adasının piknik alanı ve plaj olarak kullanılması dışında adalarda insan etkinliği yoktur
FOÇA EVLERİ
Geleneksel Foça evlerini Kule evler, Bitişik Düzen Evler, Tek Ev Tipi olmak üzere başlıca üç grupta incelenebilir. Kule evler; Foça'nın dışında, terkedilmiş ya da halen yerleşme yeri olan köylerde, dağınık olarak tek ya da toplu durumda bulunurlar. Yüksekliklerinin cephe genişliğinden daha fazla olması nedeniyle 'kule ev' diye adlandırılırlar. Bitişik Düzen Evler; bu evler bir sokak içerisinde karşılıklı ve bitişik düzende, yan yana yapılmışlardır. Bitişik düzen evlerde ön bahçe yoktur, yapılar doğrudan sokağa açılır. Tek Ev Tipi; ayrık düzende, sıvasız yığma taş yapılardır


GEZİLECEK YERLER
Siren Kayalıkları
Fok balıklarını andıran adacıklardan oluşan bu kayalıkların en büyüğü Orak Adası kayalıklarıdır.Homeros destanında yer alır ve yolunu şaşıran gemilerin çarptıkları kayalıklar olarak söz edilir. Fok balıklarını andıran adacıklardan oluşan bu kayalıkların en büyüğü Orak Adası kayalıklarıdır.
Şeytan Hamamı
Çan tepesinin eteğinde yer alan ve kaya mezar tipinde olan yapı, Şeytan Hamamı olarak bilinmektedir. İlçe merkezine 2 km. uzaklıktadır.
Taş Ev
Foça'ya 10 km. kala yol kenarında yükselen bu kaya anıt mezarı, yarı yontulmuş şekildedir. Pers etkisinde inşa edilen yapı Lykia- Lydia geleneğinde inşa edilmiş olup, M.Ö.4. yüzyıla tarihlenmektedir.
Beş Kapılar Kalesi
Bu antik Kale Michel Paleoloc tarafından 1275 yılında Cenevizli Manuel Zacharna'ya verilmiş ve zaman içerisinde Cenevizliler tarafından surları onarılmıştır. Phokaia'nın 1455 yılında Osmanlı topraklarına katılmasından sonra surlar onarılarak bugün dokuz tanesini ayırt edebileceğimiz kulelerle donatılmıştır. Beş Kapılar' da bugün Açıkhava Tiyatrosu olarak kullanılan bölüm ise 'kayıkhane' idi. Giriş kapısının üzerinde yer alan yazıta göre, bu onarımı Kanuni Sultan Süleyman'ın 1533-1541 yılları arasında Saruhan Sancak Beyliği yapan oğlu Sultan Mustafa Han'ın oduncusu Silahtar İskender Ağa 1538-1539 yıllarında yaptırmıştır
Dış Kale
Foça'nın güney batısındaki 'Kale Burnu'nda 'Dış Kale ya da Ceneviz Kalesi' diye anılan kale, kaynaklara göre 1678 yılında bölgeyi korumak için stratejik bir noktada, Osmanlılar tarafından, bir boğazkesen olarak yapılmıştır. Bir burun üzerinde yer alan Kale, doğuda savunma amacıyla anakaradan büyük bir hendekle ayrılmıştır. Sualtı arkeolojik araştırmaları sırasında kalenin açıklarında denizin dibinde taş gülleler bulunmuştur. Bu gülleler, kaleden düşman gemilerine mancınıkla atılmış olduğu düşünülmektedir
ULAŞIM
İzmir’e 70 km’lik mesafesi olan Foça, İzmir Körfezi’yle Çandarlı Körfezi arasında kalan yarımadanın üzerinde yer alıyor. Buna rağmen yöreye deniz ulaşımı yok. Foça’ya havayoluyla gelmek isterseniz İzmir Havayolu’nu kullanabilirsiniz. Bundan sonra geriye 70 km’lik bir karayolu yolculuğu kalıyor. Eğer otobüsle ulaşımı tercih ediyorsanız yine İzmir’den aktarma yapmak durumundasınız. İzmir otogarından Foça’ya hareket eden minibüsler bulmak mümkün...
NE YENİR
Bir deniz ve balık kenti olan Foça'da mevsimine göre her türlü balık yemeniz mümkün. Ayrıca yöresel yemekleri de tadabilirsiniz.
-Izgara Sardalye
-Yoğurtlu Balık
-Kalamar Dolması
-Balık Dolması
-Kuzu Etli Enginar
-Enginar Dolması
Foça yöresine özgü yemeklerdir.
Meraklısına duyurulur......
FOÇA'DA NELER YAPABİLİRSİNİZ
-İncir adasında piknik yapabilir ve denize girebilirsiniz.
-Foça'ya özgü geleneksel evleri görebilirsiniz.
-Taş ev kaya anıt mezarını görebilirsiniz
-Akdeniz foklarını barındıran Foça Adalarını gezebilirsiniz.
-Beş Kapılar kalesini ve Ceneviz kalesini ziyaret edebilirsiniz.
-Yoğurtlu Kupa balığının tadına bakabilirsiniz.

TATİLCİLER İÇİN TELEFON REHBERİEmniyet Müdürlüğü +90 232 812 18 00
Deniz Restaurant +90 232 812 20 39
Foça Turizm Danışma +90 232 812 12 22
Devlet Hastanesi +90 232 812 14 29
Foça Öğretmenevi +90 232 812 37 12
Güven Taksi +90 232 812 13 10
Foça Rent a Car +90 232 812 24 96
Vertigo Cafe - Bar +90 232 812 35 52
Foça Koop. Garaj +90 232 812 11 44

FETHİYE

Ölüdeniz gibi dünyada eşi bulunmayan bir plajı bulunan Fethiye Türkiye'nin turizm merkezlerinden biridir. Af Kule gibi dalış bakımından çok uygun yerlere sahiptir. Turizme açılmış birçok mağara mevcuttur. Doğal yapısı ile Paraglide gibi alternatif sporlar yapılmaktadır. Kelebek Vadisi ve Kabak Koyu gibi doğası bozulmamış çok özel bölgeler vardır. Günlük turlar ile 12 Adalar diye adlandırılan adalar ziyaret edilebilir.
Ölüdeniz dışında Fethiye civarındaki birbirinden güzel plajları: Belcekız (Belceğiz), Çalış, İztuzu Plajı (Dalyan)
Bu kadar alternatifin yanında antik çağlardan kalmış kent kalıntıları ile kültür turizmine de açıktır. Fethiye çevresindeki antik kentlerin bazıları şöyledir: Telmessos, Kaunos, Kadyanda, Tlos, Pınara, Letoon ve Xanthos. Bunların dışında zengin eserleriyle Fethiye Müzesi'de turizme hizmet etmektedir.
Şövalye Adası: Tarihte Meğri adası, Fethiye adası isimleriyle de anılan Şövalye adası; Fethiye körfezini kapatan ince uzun, lades kemiği şeklinde bir adadır ve limanı korunaklı bir yer haline getirir. Bölgeyi çevreleyen adalar zincirinde üzerinde yerleşim yeri bulunan tek adadır. Şövalye adası nın batısında Kızılada, doğusunda Çalış Plajı, güneyinde Fethiye, kuzeyinde açık deniz vardır. Limanın tam göbeğinde olan yerleşiminden dolayı gün boyu tüm güneş ışığını takip eder.
Kyzikos antik kenti ve Daskyleion ören yeri Bandırma Arkeoloji Müzesinde teşhir edilmektedir. Müzede, Daskyleion'a özgü Anadolu Pers sanatının özelliklerini taşıyan antemionlu ve frig yazıtlı mezar stelleri, kazılarda çıkarılan Pers etkili pişmiş toprak kaplar ile Kyzikos antik kendinden ve civardan elde edilen mezar stelleri sergilenmektedir.
Erdek’in 10-12 km. dışında bulunan ve büyük medeniyetin yaşadığı Kyzikos(Kizikos) kentinde ilk yaşayanların Dolion’lar oldukları ve şehrin kurucusunun da Kral Kyzikos olduğu bilinmektedir. Kyzikos’dan geri kalan ve bilinen tarihi mimari zenginliklerini şöyle sıralayabiliriz; Hadrianus tapınağı, Kyzikos Amfitiyatrosu, Altıköşe kuleler, Bouleuterion, Bergama Kraliçesi Apoolonis’in adına oğulları tarafından yaptırılan tapınak, Kirazlı Yayla Manastırı
Meryem Kilisesi: 431 Konsül Toplantısı'nın yapıldığı yer olan Meryem Kilisesi (Konsül Kilisesi), Hz. Meryem adına inşa edilmiş ilk kilisedir. Liman Hamamı'nın kuzeyinde yer almaktadır. Meryemana Evi: Hz.İsa'nın annesi Meryemana, Hz. İsa öldükten sonra St. Jean ile birlikte Efes'e gelmiş ve hayatının son yıllarını burada yaşamıştır.
Yedi Uyuyanlar: Bizans döneminde mezar kilisesi haline getirilmiş olan bu yer, Geç Roma imparatorlarından Decius zamanında putperestlerin zulmünden kaçan yedi Hıristiyan gencin Panayır Dağı eteklerinde sığındıkları rivayet edilen mağaradır.
St. Jean Kilisesi: Bizans İmparatoru Büyük Iustinianus tarafından yaptırılan ve o dönemin en büyük yapılarından bir olan 6 kubbeli kilisenin merkezi kısmında, altta, Hz. İsa'nın en sevdiği havarisi St. Jean'ın mezarının bulunduğu iddia edilmektedir ancak henüz herhangi bir bulguya rastlanamamıştır. Kilisenin kuzeyinde hazine binası ve vaftizhane vardır.
Kale: Kale içinde cam ve su sarnıçları vardır.
İsabey Camii: 1375 yılında Aydınoğulları'ndan İsa Bey tarafından Şam'lı Mimar Ali'ye inşa ettirilmiştir



GEZİLECEK YERLER
Gemiler Adası
Ölüdeniz ya da Gemiler Koyu'ndan teknelerle ulaşılan ada üzerinde M.S. 5 -11. yy.lar arası yapılmış Bizans dönemine ait kilise, şapel sivil yapı kalıntıları bulunmaktadır. Hıristiyanlığın ilk yayılma merkezlerinden biri olması nedeni ile önem taşımaktadır. St. Nicolas olarak da bilinen ada, Mavi Tur teknelerinin uğrak yeridir.
Araxa
Fethiye'ye 40 km. uzaklıkta Antik Xanthos Çayının çıktığı yerde kurulmuştur.Bu olağan üstü su kaynağı mitolojik öykülere konu olmuştur. Bugün Ören Köyü sınırları içerisinde kalan kentten günümüze sur kalıntıları, hamam ve Bizans dönemine ait su yolu kalmıştır.
Tlos
Fethiye'ye 45 km. uzaklıktadır. Likya Federe Birliğinin 6 büyük kentinden biri ve birliğin "spor merkezi"dir. Uçan kanatlı atı Pegasus ile ünlenen Mitolojik kahraman Bellaforonte'nin yaşadığı kent olarak bilinir. Likya bölgesindeki en eski kent olduğu ve kuruluşunun İ.Ö. 2000'lerden önceye dayandığı arkeoloji kazıları ile tespit edilmiştir. Kent akropolünün doğal kayası üzerinde oluşturulan mezarlığı, Likya'nın en güzel ev tipi mezarları ile süslenmiştir. Nekropoldeki İ.Ö. yy.a tarihlenen kral tipi mezarın ise Bellaforonte'ye adandığı bilinir
Letoon
Fethiye'ye 55 km. uzaklıkta, Likya Federe Birliğinin dinsel merkezidir.Tanrıça Leto,Tanrıça Artemis ve Tanrıça Apollon'a adanmış 3 tapınağı ile ünlüdür. Arkeoloji kazıları 1962 yılından bu yana sürdürülen Letoon'da bölgenin erken Hıristiyanlık dönemine ilişkin kiliseleri de ortaya çıkartılmıştır.
Pinara
Akdağ'ın eteklerinde Fethiye'ye 55 km uzaklıktadır. Likya'nın en büyük kentlerinden biridir.Bölgedeki ilk güzellik yarışmasının yapıldığı kent olarak bilinir ve tanrıça Afrodit'e adanan ilginç mimari özellikteki tapınağı ile önem kazanmıştır. Yüzlerce "güvercin yuvası" biçiminde hazırlanmış halk tipi mezarları Nekropolis'ini benzersiz kılar.
Cadianda
Fethiye'den 25 km. uzaklıktaki Üzümlü sınırlarındadır. Likya Federe Birliğine en son katılan kent olarak bilinir. İlginç fizik yapısı içinde kurulan kent doğal nedenlerle oldukça yıpranmıştır. Fethiye Müzesince gerçekleştirilen kazılar sonrası ortaya çıkan Tiyatrosu, Agorası,Stadyum-Hamam kompleksi ve anıt mezarları ile son yıllarda bölgenin ilgi odağı haline gelmiştir.
Kayaköy
Kuruluşu kesin olarak bilinmeyen ve depremler sonucu birkaç ev tipi mezarı dışında bütünüyle yok olan antik Karmillassos'un üzerinde 14. yy. dan başlayarak kurulmuş bir Rum yerleşimidir. Eski adı Levissi'dir Yaşamı boyunca çevresindeki beş Türk köyünün halkı ile bütünleşen ve dostluk, kardeşlik, barış kavramları üzerinde insanlık dersleri veren Kaya köy bölgemizin gurur kaynaklarından biridir. 1922 yılında Türk ve Yunan hükümetleri arasında imzalanan bir "nüfus değişimi" anlaşması uyarınca, Kaya köyün Rum ahalisi ile Batı Trakya'da yaşayan Türk ahali karşılıklı olarak yer değiştirmiştir
Telmessos
Antik Tiyatrosu Antik kaynaklar Telmessos'da büyük bir tiyatronun olduğundan bahsetmekteydi.1993 yılında Fethiye Müze Müdürlüğü başkanlığında yapılan sondaj kazılarında erozyonla dolmuş olan 3-4 metrelik toprak tabakası altında tiyatronun oturma sıraları bulunmuştur. 1995 yılına kadar sürdürülen çalışmalar sonucu tiyatrodan kalabilen tüm kalıntılar bugün gün ışığına çıkartılmıştır. Erken Roma döneminde inşa edilen, M.S. 2.yüzyılda onarım geçiren tiyatronun 5000 kişi kapasiteli olduğu ve Bizans döneminde arena olarak kullanıldığı anlaşılmaktadır. Şimdiki haliyle 1500 kişinin kullanımına cevap veren Telmessos Tiyatrosu'nun onarımı için röleve projesi tamamlanmıştır.
Camiler
Cezayirli Cami Cami, 1791 yılında Cezayirli Hasan Paşa tarafından yapılmıştır. Hasan Paşa ayrıca Kemer Köprüsü, Yayla yolundaki Paşa Hanı, Yaka köyündeki su kemerleri gibi birçok yapıtı Fethiye'ye kazandırmıştır.
Kaya Mezarı
Likya Kaya Mezarları Şehir içinde Likya döneminden kalma M.Ö. 4.yy. eserleri dikkati çeker. Bunlar, şehrin simgesi haline gelen doğal kayaya oyulmuş mezarlardır.Çok sayıda düzgün basamaklarla mezarların en güzel ve en görkemlisi olan Amintas'a ulaşılır. Bu mezar aşağıdaki düzlükten de kolaylıkla görülür ve yaklaştıkça, büyüklüğü karşısında duyulan hayranlık artar. Soldaki sütunun orta kısmında, M.Ö. 4. yy. alfabesi ile "Herpamiasoğlu Amintas" yazılıdır. Bu kişinin kimliği tam olarak bilinmemektedir. İlçede görülmeye değer pek çok lahit mezar bulunmaktadır. Bunlardan en önemlisi Likya dönemine ait olanıdır. Deniz içerisinde yükselen mezarın ilginç bir görünümü vardır. İki katlı ön yüzünde dörtgen, ahşap kirişleri andıran oymalar ve gotik stili kemerli bir kapağı bulunmaktadır. Kapağın her iki yanı savaşları resmeden fresklerle bezenmiş olup, bunların kişinin yaşamı ile ilgili olduğu sanılmaktadır.
Kaleler
Fethiye Kalesi Şehrin güneyinde yükselen kalenin, Aziz John'un şövalyelerine ait olduğu sanılmaktadır. Duvarlara oyulmuş birkaç yazı, tarihi belirsiz bir sarnıç dışında, tepenin doğu yüzünde küçük ve basit iki kaya mezarı bulunmaktadır.
Plajlar
Ölüdeniz-Belcekız
Turizm otoritelerince "Tanrının Dünyaya bahşettiği cennet" olarak nitelendirilen Ölüdeniz, ülke dışına taşan ünü ile dünyaya mal olmuş bir turizm merkezidir.Kıyılara kadar uzanan yemyeşil çam ormanları, içinde yeşilin, mavinin ve morun her tonunun görülebileceği ılık denizi, uzun kumsalı ile Ölüdeniz bir Dünya harikasıdır. Son yıllarda, 1975 m. yükseklikteki Babadağı'nın doruklarından paraşütle atlayanlar, dünyanın en nefes kesici manzarasıyla karşılaşmaktadırlar. Yılın on ayı denize girme olanağı sunan bu eşsiz koyda çok sayıda turistik tesis, restoran, alışveriş merkezi ile sağlık kabini, duş-tuvalet, büfe, kabin vb. üniteler bulunmakta, ilçeye 14 km. uzaklıktaki merkeze gün boyu dolmuşlarla ulaşım sağlamaktadır
Kıdrak
Belceğiz'in 3 km. güneyindeki koy, sık çam ağaçları, temiz kumsalı ve berrak denizi ile ideal bir günübirlik dinlenme yeridir.
Faralya
Kıdrak yolunun devamındaki şirin sahil köyü,vahşi doğası,elverişli iklimi,sıcakkanlı insanları ve tüm çekiciliği ile gezginlerin uğrak yeri konumundadır
Kelebekler Vadisi
Ölüdeniz 'den 3-4 mil uzaklıkta, etrafı 350 m. yükseklikte dağlarla çevrili bu ilginç kanyon adını, temmuz-eylül ayları arasında görülen "Jarsey Tiger" adlı kelebeklerden almıştır. Yaz kış akan küçük şelale, geniş kumsal, tertemiz deniz, pırıl pırıl çakıl taşları ve çevreyi süsleyen pembe zakkum çiçekleri ile küçük bir yeryüzü cenneti olan koya ulaşım, Ölüdeniz'den teknelerle sağlanmaktadır. Dünya gezginlerinin buluşma yeri olan vadide çadırlı kamp alanı, restoran, bar, roof, duş, kabin vb. olanaklar sunulmaktadır.
Saklıkent
İlçe merkezine 50 km. uzaklıkta, Kayadibi Köyü sınırları içerisindedir.18 km. uzunlukta, yüksekliği yer yer 600 m.yi bulan benzersiz kanyonun içerisine gizlenmiş bir doğa harikasıdır. Dimdik sarp kayalıkları, çınar ağaçları, pırıl pırıl akan coşkulu kaynak suları ile, doğa tutkunları için dağcılık, yürüyüş, yüzme olanakları sunan eşsiz bir turizm merkezidir
Yakapark
İnsan emeği ve yaratıcılığı ile doğanın engin zenginliğinin birlikte oluşturduğu, su sesi ve kuş sesinin gizeminde unutulmaz anların yaşanacağı eşsiz bir dinlenme yeridir. Yaka Köyü'nden 2 km.lik bir yolla ulaşım sağlanmaktadır.
Göcek
İlçeye 30 km. uzaklıkta, Fethiye-Muğla karayolu üzerindedir. Şirin bir balıkçı kasabası görünümünde olan Göcek, son yıllarda yat turizminin en önemli merkezlerinden biri haline gelmiştir. Doğal limanının yanı sıra etrafını çevreleyen çamlık tepeleri, yakınındaki ören yerleri, çok sayıdaki koy ve adaları ile eşsiz bir turizm cennetidir. Marinalarda yatçılara her türlü hizmet verilebilmekte, dileyenler küçük şirin tesislerde konaklayıp,balıkçı lokantalarında ve barlarda keyifli anlar yaşayabilmekte, günübirlik turlar ve su sporları ile tatillerini renklendirebilmektedirler
Adalar
Birbirinden güzel, sayısız koylarla süslü Kapıdağ Yarımadası ve adalardan oluşan, balıkçıların "Karanlık İçi" olarak tanımladıkları kesim mavi yolcuların uğrak yeridir. Fethiye ve Göcek 'ten düzenlenen günübirlik turlarla da ulaşılan Yassıca Adalar, Hamam Koyu, Kurşunlu Koyu, Yavansu, Bedri Rahmi Koyu, Tersane Adası, Göbün Koyu, Boynuzbükü, Göcek Adası, Domuz Adası, Zeytin Adası, Kızıl Ada yörede "12 Adalar" olarak ta anılmakta ve en önemli çekim alanı özelliğini taşımaktadır.
Oyuktepe Koyları
İlçedeki iki büyük tatil köyünün de yer aldığı yarımadadaki Mempaşa, Küçük Samanlık, Büyük Samanlık, Boncuklu , Kuleli Aksazlar, Akvaryum,Turunç Pınarı vb. doğal koylar,özellikle yöre halkının sıkça gittiği günübirlik mesire yeridir
Katrancı Koyu
Şehre 17 km. uzaklıkta Muğla Karayolu üzerindedir. Denize kadar uzanan sık çam ağaçları ile kaplı koy,orman içi dinlenme alanı olup, duş, WC, kabin, içme suyu,büfe,kameriye,otopark gibi hizmetlerin de sunulduğu ideal bir çadırlı kamping ve günübirlik mesire yerleridir.
Günlük (Küçük Kargı)
Fethiye-Muğla karayolu üzerinde,şehre 19 km. uzaklıktadır. Dünyada eşine az rastlanan sık günlük ağaçları ile bezeli koy, kamping ve günübirlik mesire alanıdır. Yılın her mevsimi ayrı güzelliklerin sergilendiği benzersiz doğası ve eksiksiz sunulan hizmetlerle yerli ve yabancı herkesin ilgisini çekmektedir
Çalış Plajı
İlçeye 5 km. uzaklıktaki,yeryüzünde günbatımının en güzel izlendiği yer olarak tanımlanan Çalış, 4 km.lik kumsalı ile sıcak yaz akşamlarında serin esintisi ile "Caretta Caretta"ları ile, su sporlarına elverişli denizi ile çok sayıda nitelikli konaklama tesisi, restoranları, barları,alış veriş ve ulaşım olanakları ile ilçe turizminin en gözde yerlerinden biridir.
Hisarönü Ovacık
Ölüdeniz beldesinde yer alan bu iki tipik Türk köyü, son yıllarda bu en belirgin özelliklerini, yoğun konaklama, alış veriş ve eğlence merkezine dönüştürmüşlerdir. Turizmin en hareketli odak noktası haline gelen Ovacık ve Hisarönü, Ölüdeniz, Babadağ, Kaya köyü gibi çekim alanlarına yakınlıkları ile de ayrı önem taşımaktadır.
ULAŞIM
ÖLÜDENİZ, Muğla'ya 128 km, Fethiye'ye 12 km uzaklıkta. Özel aracınızla İzmir üzerinden Marmaris, Göcek ve Fethiye yolunu takip edebilirsiniz. Ölüdeniz'e kuzeyden geliyorsanız, Korkuteli üzerinden gelmenizi tavsiye ederim. Kaş ve Kalkan üzerinden sahil yolunu izleyerek geleyim derseniz, Kemer'den Finike'ye kadar yolların dar ve virajlı olduğunu unutmayın.
NE YENİR
Restaurantlar açısından zengin olan Fethiye'de ayrıca yöresel yemeklerinde tadına bakabilirsiniz.
-Ölemeç Çorbası
-Et Kapama
-Bulgurlu Domates
-Sündürme
-Arapaşı
-Yumurta Bohçası
Fethiye yöresine özgü yemeklerdir.
Meraklısına duyurulur......
FETHİYE'DE NELER YAPABİLİRSİNİZ
-Caretta Caretta"ları ile meşhur Çalış plajında denize girebilirsiniz.
-12 Adalar diye adlandırılan adaları ziyaret edilebilirsiniz.
-Dünyada eşi benzeri bulunmayan Ölüdeniz'de denize girme ayrıcalığını yaşayabilirsiniz.
-Kelebek Vadisi ve Kabak Koyu gibi doğası bozulmamış çok özel bölgeleri gezebilirsiniz.
-Telmessos, Kaunos, Kadyanda, Tlos, Pınara, Letoon ve Xanthos gibi antik kentleri görebilirsiniz.
-Şövalye adasını gezebilirsiniz.
-Hz.Meryem adına inşa edilmiş ilk kilise olan Meryem Kilisesini ve St.Jean Kilisesini ziyaret edebilirsiniz.
-Yedi Uyuyanlar mağarasını ziyaret edebilirsiniz.
-Birbirinden muhteşem adalara mavi yolculuk yapabilirsiniz.
-Yaylalara çıkarak kıl çadırlarda kalabilirsiniz.
-Tabii ki yamaç paraşütü aktivitelerine katılabilirsiniz.

TATİLCİLER İÇİN TELEFON REHBERİ

Emniyet Müdürlüğü +90 252 614 42 59
MEGRİ RESTAURANT +90 252 614 40 46
Fethiye Turizm Danışma +90 252 614 15 27
Devlet Hastanesi +90 252 614 40 17
Fethiye Öğretmenevi +90 252 622 12 30
Gar Taksi +90 252 614 33 33
Hİ-Car Rent a Car +90 252 614 74 34
Müze Müdürlüğü +90 252 614 11 50
Dikmen Döviz +90 252 614 13 38
Fethiye Otogar +90 252 614 35 31
YAMAÇ PARAŞÜTÜ EĞİTİMİ +90 252 617 05 00

Erdek

ERDEK

Erdek, Eskişehir, Bilecik ,Bursa gibi yerleşimlerin gözde sayfiye mekanlarıdır. Plajlar ve diğer turistik çekim noktaları Tatlısu'dadır. Yakınlardaki Kapıdağ'ın ormanlık iç bölgeleride ilgi çekmekte ve doğa turizmi amacıyla kullanılmaktadır. Kapıdağ'da Batı Trakya göçmeni muhacir türklerin ve Pomak türklerinin yaşadığı bakir köyler vardır. Cumhuriyet öncesinde Kapıdağ yöresi Anadolu'da Rum nüfusun en yoğun yaşadığı yerlerin başlıcalarındandır.
Kyzikos antik kenti ve Daskyleion ören yeri Bandırma Arkeoloji Müzesinde teşhir edilmektedir. Müzede, Daskyleion'a özgü Anadolu Pers sanatının özelliklerini taşıyan antemionlu ve frig yazıtlı mezar stelleri, kazılarda çıkarılan Pers etkili pişmiş toprak kaplar ile Kyzikos antik kendinden ve civardan elde edilen mezar stelleri sergilenmektedir.
Erdek’in 10-12 km. dışında bulunan ve büyük medeniyetin yaşadığı Kyzikos(Kizikos) kentinde ilk yaşayanların Dolion’lar oldukları ve şehrin kurucusunun da Kral Kyzikos olduğu bilinmektedir. Kyzikos’dan geri kalan ve bilinen tarihi mimari zenginliklerini şöyle sıralayabiliriz; Hadrianus tapınağı, Kyzikos Amfitiyatrosu, Altıköşe kuleler, Bouleuterion, Bergama Kraliçesi Apoolonis’in adına oğulları tarafından yaptırılan tapınak, Kirazlı Yayla Manastırı

Erdemit

EDREMİT

Edremit Balıkesir ilinin Bandırma'dan sonra en büyük ilçesidir. Körfez bölgesinin ise ticari merkezidir.
Edremit, Milattan 1443 yıl önce Pidasus adı ile Burhaniye İskelesi civarındaki Karataş Mevkiinde kurulmuş bir şehirdir. Truva-Bergama yolu üzerinde bulunmasından dolayı birçok baskınlara uğramış bir ara, harap bir halde Lidya Kralı Krezüs ün eline geçmiştir. Kralın kardeşi bu şehri yeniden yaptırmış hatta süslemiş ve kendi adı olan Adramys ismini vermiştir. M.S. 1231 yılında, Türk akıncıları Edremit’e saldırmış ve çetin savaşlardan sonra, Türk Komutanı Yusuf Sinan’a şehrin anahtarı teslim edilmiştir. 1336 yılında Karesi toprakları Osmanlı Ülkesine katıldığından, Edremit’te Orhan Gazi tarafından Osmanlı Devleti hudutları içine alınmıştır.
Kurtuluş savaşı yıllarında; Edremit’te Kaymakam olan Hamdi Bey 15 Eylül 1919’da Edremit’te kurduğu Kuvayi Milliye Teşkilatı ile Akbaş Baskınını düzenleyerek, ele geçirdiği çok sayıda silah ve mühimmatı orduya aktarmıştır. 30 Haziran 1920 tarihinde Soma ve Balıkesir cephelerinin bozulması üzerine silahını bırakmak zorunda kalmıştır. 797 gün işgal altında kalan Edremitliler birçok tehlikeler geçirmiştir. 9 Eylül 1922 günü, düşmanı kovalayan Türk Süvarilerine kavuşmuş ve onları bağrına basmıştır. Bu gün her yıl parlak törenlerle Kurtuluş Bayramı olarak kutlanmaktadır.

DİDİM

Aydın il merkezine 108 km uzaklıktaki Didim, önemli turizm merkezleri Bodrum ve Kuşadası’nın hemen yanıbaşında, kuruluşu binlerce yıl öncesine dayanan bir uygarlık beşiği... Tarihi zenginlik ve çeşitliliğin yanı sıra, Ege’nin en güzel kıyılarına da sahip olan Didim’i özellikle yerli ve İngiliz turistler benimsemişler
GEZİLECEK YERLER
Didim, Milet Prienne birbirine yakin önemli antik kentler. Milet'in iyi korunmus tiyatrosu, hamamlari ve antik kent kalintilari görülmesi gereken Didim'e yakin antik kentlerden biri olarak geziliyor.
Prienne, Menderes nehrinin getirdigi alüvyonlarla dolmadan önce deniz kenarinda olup denizi yüksekten seyreden en güzel liman kentlerinden biri sayiliyor. Kent günümüzde konumuyla denizden uzaklassa da etkileyici güzelligini gözler önüne sermeye devam ediyor. Didim çevresinde, 26 antik kente sahip olmasiyla ünlü Milas ilçesi, tarihi eserlere, ören yerlerine merakli olanlar için daha bir çok seçenek sunuyor.

DATÇA

Datça Yarımadası, Özel Çevre Koruma Bölgesi olarak ilan edilmiş olması dolayısıyla bozulmamış doğası, 235 km.lik sahil şeridi ve 52 koyu, zengin flora ve faunası, Knidos Antik Kenti ile gelecekte en önemli turizm merkezlerinden birisi olmaya adaydır. Eko turizm için geniş imkanlar mevcut olup, Bodrum ve Fethiye arasında yoğunlaşan ülkemiz yat turizminin odaklandığı bir yer olarak önemli bir yer taşır.
Öte yandan yörede tatillerini geçiren yerli ve yabancı turistler için trekking, sörf, yelken gibi doğa ve su sporlarının yapılabileceği ideal ortamlara sahiptir. Sürekli esen rüzgarı ile nemin hissedilmediği tatil imkanını sağlaması ve bol oksijeni dolayısıyla sağlık turizmi için de ideal bir yerdir.

Çeşme

ÇEŞME

Çeşme Kalesi ve Müzesi
Çeşme'nin en çok ziyaret edilen tarihi eseri II. Beyazıt'ın yaptırdığı kale bugün müze olarak kullanılmaktadır. Çeşme kalesi ise, 1508 yılında Osmanlı Padişahı II. Beyazıt tarafından, Aydın Valisi Mir Haydar aracılığıyla, Mimar Ahmet oğlu Mehmet'e yaptırılmıştır. Kalenin ilk inşaatı tam deniz kıyısına yapılmıştır. Ancak, sonraki yıllarda denizin doldurulması sonucu bugünkü konumunu almıştır. Kale ve liman, ticaret ve savaş gemilerini kötü hava koşullarına ve düşman saldırılarına karşı korumaktaydı. Kalenin güney kapısı, Osmanlı mimarisinin bütün özelliklerini taşımaktadır. Günümüze kadar çok iyi bir şekilde korunarak gelen kale içinde Çeşme Arkeoloji Müzesi yer almaktadır.
Altın kumsallar ve Ilıca
2 Km`ye yakın uzunluktaki geniş ve beyaz kumlu plajları, nitelikli konaklama tesisleri ve termal olanaklarıyla Çeşme'nin en büyük ve popüler turizm merkezidir. Denizin içinden kaynayan sıcak termal sular, Ilıca plajını ve yöredeki diğer plajları büyük birer termal havuz haline getirir. Ilıca`daki büyük, küçük konaklama tesisleri, yoğun turist kapasitesinin ihtiyacını karşılayabilecek durumdadır. Birçok küçük otel ve pansiyonlar da bile kaplıca suyu vardır. Çeşme plajlarının ve özellikle Ilıca plajının en önemli özelliklerinden biri de, kıyıdan denize doğru yaklaşık yüz metrelik bir şeridin insan boyunu geçmeyecek derinlikte olmasıdır. Özellikle termal kaynaklarla beslenen sığ sularda, ultraviyole ışınlarının insan sağlığına çok daha fazla yararlı olduğu bilimsel bulgularla kesinleşmiştir. Bunların yanı sıra, bu plajlardan çocukların yararlanma olanakları sağlık ve can güvenliği bakımından elverişlidir
Boyalık Koyu
Yaklaşık 5 Km. uzunluğunda çok güzel plajlara sahip bir koydur. Ilıca plajının karakteristiklerini gösteren bu koy, bugün Çeşme`nin en hızlı gelişen turizm alanlarından biridir. Koyun orta kısmında yer alan Kalem Burnunun karayla birleştiği yerde, yapıldığı yıllarda Türkiye`nin en büyük ve en modern konaklama tesisleri olan yapılar bulunur

Bodrum

BODRUM

Bodrum plajlarıyla, gece hayatıyla, Bodrum Kalesi ile tüm dünyada bilinen Turizm merkezlerinden biridir. İlçe merkezindeki plajın yanında Gümbet, Turgutreis, Yalıkavak, Gümüşlük, Yalıçiftlik, Türkbükü gibi bugün belde olmuş eski köylerdeki plajlar yeşille mavinin en güzel birleştiği yerler olarak bilinir. Yat turizmi ilçede gelişmiştir.
Bunların dışında çok eski dönemlerden beri bu bölgede yerleşim olması dolayısıyla pek çok tarihi kalıntı vardır. Bunlardan bazıları: Termera, Mindos, Telmissus, Pedesa, Antik Tiyatro, Mausoleion, Göktepe ve Mindos Kapısı'dır
Halikarnassos‘ta (Bodrum‘un eski adı) M.Ö. 484 yılında doğan ve "Tarihin Babası" olarak bilinen Herodotos‘a göre Bodrum Dor‘lar tarafından kurulmuştur. Daha sonra Karya ve Leleg‘ler bu bölgeye yerleşmişlerdir. M.Ö.650 yılında Megeralılar gelerek şehri genişletmişler adını da Halikarnassos olarak değiştirmişlerdir
1522 yılında Kanuni Sultan Süleyman döneminde tekrar Osmanlı İmparatorluğu'na katılmıştır. Cumhuriyetin ilanından sonra adı Bodrum olarak değiştirilmiştir.

AYVALIK

Balıkesir'in ilçesi olan Ayvalık, temiz deniz suyu ve plajlarla, yeşil zeytinliklerle sarılmış güzel kıyılara sahip, tarihi ve arkeolojik değerleri bünyesinde barındıran bir tatil merkezidir.
Ayvalık, tarihi ve kültürel zenginliklerinin yanı sıra, özellikle adalarının çevresi, deniz dibi zenginlikleri ile dalış tutkunlarının tercih ettiği önemli merkezlerden biridir. İlçe merkezinde bulunan dalış tekneleri ziyaretçilere Ayvalık'ın sualtı zenginliği ile tanışma fırsatı sunmaktadır.
GEZİLECEK YERLER
Alibey Adası ya da Cunda:
Ayvalık’ı açık denize karşı kapayan bu adaya bir köprü ile karayolundan geçmek mümkündür. Yazları Ayvalık’tan Alibey Adası’na her saat motor seferleri de yapılmaktadır. Adada çok sayıda kilise ve manastır vardır(Taksiyarhis dışındakiler yıkıntı halindedir,veya restore edilerek cami halini almıştır). Kiliselerin en büyüğü Taksiyarhis Kilisesi’dir. Kilisenin büyük çanı Bergama Müzesindedir. Adanın yüksek kesimlerinden boğazların, adaların, içiçe girmiş koyların güzellikleri seyre değer. Ada merkezinde sıralanmış balıkçı lokantalarında, meşhur Papalina, deniz mahsulleri , mezeleri ve zeytinyağlı ot yemekleri ile akşam yemeklerinin zevki doyumsuzdur.
Şeytan Sofrası:
Çamlık Orman Kampının yukarısındadır. Eski bir lav birikintisi olan tepe yuvarlak bir sofraya benzer. Demir kafes içinde şeytana ait olduğu söylenen kocaman bir ayak izi vardır. Çam ormanlarla kaplı(bu kısım yangından sonra ilave edilmiştir:çam ormanları yandıkdan sonra şeytan sofrası çok renksiz ve çıplak kalmasına rağmen hala çekiciliğini korumaktadır)Ayvalık adalarına hakim yüksek bir tepe olan Şeytan Sofrasından özellikle güneşin batışı izlenmeye değerdir. Bir lokantası bulunmaktadır

ANTALYA tatil

Antalya ve çevresinde birçok antik şehir yer alır. Antalya yolu üzerindeki Aspendos, Perge ve Side bunlardan bazılarıdır. Bu tarihi yerlerden başka Antalya sahil ve plajlarıyla da bilinir. Konyaaltı, Karpuz kaldıran ve Lara sahilleri ünlü. Antalya ayrıca şelaleler şehri olarak da ün yapmıştır. Düden, Manavgat ve Kurşunlu Şelaleleri, yerli ve yabancı binlerce turistin uğrak yerleri arasında yer alır. Yayla ve kış sporlarının yapıldığı Beydağları ve Saklıkent ise şehrin birer doğal güzellikleridir.

Antalya'da büyük miktarda Sur, kilise, cami, medrese, mescit, han ve hamam vardır. Kaleiçi surlarının çepeçevre sarıp kucakladığı yat limanı şehrin en eski yerleşim birimidir. Antalya'nın simgesi olan Kaleiçi'nde Yivli Minare, Kesik Minare ve tarihi evleri bulunur . Antalya Kaleiçi’nde en güzel örneklerini görebileceğiniz geleneksel Türk mimarisinin göze çarpan ilk özellikleri tabiatla uyum içinde olmalarıdır. Bu mekanların tamamını yürüme mesafesindedir.
Antalya'da Türkiye'nin 3 Doğal Şelalesi bulunmaktadır bunlar:
Düden Şelalesi
Kurşunlu Şelalesi
Manavgat Şelalesi

Alanya Ucuz Tatil

ALANYA

Alanya, Antalya iline bağlı turistik ilçedir. Antalya'ya 120 km. uzaklıktadır.
İlçe, 745 adet turistik tesis ve toplam 114.711 yatak kapasitesi ile sahip Türkiye'nin en çok turist çeken yeridir.
Akdeniz ikliminin hakim olduğu ilçede narenciye üretimi ve seracılık çok gelişmiş tekniklerle yapılmaktadır. Anamur'dan sonra muzun yetiştiği tek yerdir. Tropikal tüm meyveler yetişmektedir.
Denizi, kumu, güneşi, kalesi, dim çayı, yerleşik Almanları ve Amat Bilir'i ile meşhurdur.
Alanya, ülke turizminde önemli paya sahiptir. 1980'li yıllarda başlayan turizm atılımı sayesinde şehir, bu günkü halini almıştır.ilk başlarda apart otellerin yoğun olduğu ilçede, günümüzde 1.000 kişi kapasiteli tesislerden 3.500 kişi kapasiteli devasa tesislere kadar pek çok çeşit ve türde turistik tesis mevcuttur

ALAÇATI

14. yüzyıla dayanan bir tarihi olan Alaçatı, 1900’lerin başlarında kurulan üzüm işleme ve sarap fabrikalarıyla tanındı. Aynı zamanda kendine özgü taş evleriyle ünlü olan Alaçatı’da, su anda butik otel ve restoran olarak hizmet veren tamamen restore edilmis eski Rum evleri ve değirmenler benzersiz bir atmosfer olusturuyor. Alaçatı, doğal jeolojik yapılı koyları, serin sokaklari ve huzur veren ortamıyla fark arayanlar için keyifli bir alternatif. Alaçatı’ya asil ününü getiren ise, sörf tutkunları için vazgeçilmez olan kristal parlaklığındaki denizi ve sahili oldu. Dünyanin dört bir yanından sörf tutkunlari her yıl Alaçatı’ya akmaya devam ediyor. Dünyanın en iyi 10 sörf plajından birine sahip olan Alaçatı, aynı zamanda bir çok sörf okuluna da sahip.

AĞVA

Ağva... İstanbul'un yanı başında, doğanın bütün hünerlerini sergilediği bir yeryüzü cenneti... Ağva, yemyeşil bir ormana yaslanmış, masmavi bir denize yüzünü dönmüş, iki nehir arasında kalmış bir doğa harikası....

Ağva bir yanında Yeşilçay, diğer yanında göksu dereleri, yeşilin binbir tonunu içinde barındıran ormanları ve Karadeniz' e bakan altın sarısı kumsallarıyla bir yer yüzü cenneti...
Ağva muhteşem doğası, kumsalı, denizi, yürüyüş alanları ile ziyaretçilerine kusursuz bir tatil imkanı sunuyor...
Her geçen gün yenilenen ve ziyaretçilerine daha temiz, daha güzel imkanlar sunan Ağva' da tatilin keyfini çıkaracaksınız...
Ağva İstanbulla iç içe olmasına rağmen doğallığını kaybetmemiş ve özellikle yaz dönemlerinde göz dolduruyor...
Ağva son 1 yıldır otel ve pansiyon bakımından oldukça gelişti, şu an 20 ye yakın tesis ve birçok pansiyon bulunan ağvada gün geçtikçe turizm alanları ve konaklama merkezleri artmaktadır

ADRASAN

Adrasan ismi Rumca'dan geliyor ve belde yeni adıyla Çavuş köy olarak da tanınıyor. Sırtını Beydağları'na dayamış olan koyun zemini kum ve denizi sığ çevresi ise karayolu olmayan birbirinden ilginç doğal güzelliklerle dolu. Su sporlarına meraklı olanlar için de, eşi bulunmaz bir parkur niteliği taşıyor. Deniz suyu sıcaklığı yüksek ve sezonu uzun yörede, özellikle berrak ve 29 metreye yakın sualtı görüş mesafesine sahip deniz, balıkadam ve sualtı fotoğrafçıları için yeterli şartları oluşturuyor.
Adrasan'ın kapalı koyu, geniş ve uzun bir kumsala sahip. Her yerinden denize girme imkanı var. Koyun karşısındaki Musa Dağı'na bağlı Eliğ, tepesi çökmüş bir deveyi andıran silueti ile ilgi çekiyor. Koyun başında Markız tepesi yer alıyor. Adrasan koyunun her iki tarafından çıkılan orman içi yükseklikler, koyun ne kadar estetik olduğu konusunda fikir sağlayacak güzellikler sergiliyor.
Çevre gezilerine meraklı olanlar için Olympos antik kenti, sönmeyen ateşiyle mitolojik dağdaki Yanartaş, en yakın gezi yerleri. Çıralı, Kaş, Demre, Myra, Patara, Xantos, Phaselis ve Antalya ise diğer uğrak yerleriniz olabilir

Abant

Abant deyince akla ilk gelen Abant gölü, etrafı çam ağaçları ile kaplı bir doğa harikası… Abant gölü Bolu ilimizin 34 km güney batısında yer alır, 1200 metre yükseklikte bir krater gölüdür, Abant gölü hiçbir akarsu ile beslenmediği ve tamamen kaynak suları ile oluşması ile tanınır… Her ne kadar kış turizmi ile adını daha çok duysak ta aslında Abant 4 mevsim farklı güzelliklere sahip bir turizm yöresi…

Gerek İstanbul gerek Ankara gibi büyük şehirlerin karmaşasından kaçmak, tertemiz havasını solumak, sakin ve dinlendirici bir tatil geçirmek isteyenlerin uğrak yeri Abant…
Kuş sesleri içinde muhteşem bir göl manzarası ve çam ağaçları arasında kalmış bir doğa, son derece dinlendirici ve eğlenceli, Abant gölü etrafında faytonla gezilebilir mevsimine göre farklı aktivitelerde bulunabilirsiniz

6 Haziran 2008 Cuma

Da Vinci sifresi - Dan Brown-ozet

Son günlerin en çok okunan, kitap listelerinin başında yer alan DA VİNCİ ŞİFRESİ adlı eser düşündürücü olduğu kadar da büyüleyici. Tarih meraklılarının çok ilgisini çekecek bu kitabı Astroset ekibimiz, sizler için okudu ve EZOTERİZM sayfamızda paylaşmak istedi. Dan Brown’un her sayfası soluk kesici; okuru alıp, bambaşka bir dünyaya götürüyor. “Harward Üniversitesi simge bilim profesörü Robert Langdon, Paris’te iş gezisindeyken bir gece yarısı, Louvre’un yaşlı müdürünün müzede ölü bulunduğu haberini alır. Langdon ve müze müdürünün torunu Fransız kriptoloji uzmanı Sophie Neveu cesedin yanına ulaştıklarında, müdürün ölmeden önce bazı sembolik şifrelerle onlara bir mesaj aktarmak istediklerini anlarlar. Söz konusu sembollerin ne anlama geldiğini araştırırken, tarihin derinliklerinde gömülü kalmış bir esrar perdesinin aralandığını ve ipuçlarının onları Da Vinci’nin tablosuna götürdüğünü keşfedip şaşkına dönerler. Büyük usta sırrını herkesin görebileceği bir yere, ünlü bir eserinin içine gizlemiştir. Mona Lisa.Olaylar giderek daha esrarengiz bir hale gelir. Ve aydınlatmaya çalıştıkları bir sırrın, yüzyıllardır tarihin diğer gizli sırları gibi özenle saklandığını anlarlar. Artık amaçları, bu uğurda yaşamını yitiren Louvre Müzesi müdürünün, bu son dileğini gerçekleştirmek ve kapalı kapıları biraz olsun aralamak olacaktır ama onların da yaşamı tehlikededir. İki araştırmacının, her şeyi göze alarak tarihin saklı sayfalarını aralamak için gösterdikleri bu heyecan verici serüven, her sayfada başka bir şekil alacak ve okuyucuyu da gizemli bir öykünün içine çekecektir.” Sembol dilin kullanarak bir dantel gibi çok ince bir zeka ile kurgulanmış bu eser bizi pagan inancına götürüyor. Kelimenin kökleri Latince deki paganus kelimesine kadar gider ve taşrada oturanlar anlamına gelir. “Paganlar” taşra bölgelerindeki doğaya tapınan, inançlarına sadık kalan, diğer dini öğretilerle ilgilenmeyen ve inançları da pek doğru dürüst anlaşılmayan kimselerdi.Beş köşeli yıldız bu inancın temel sembolü. Ve doğaya tapınmakla ilgili, İsa öncesinde gelen bir sembol. Eski çağ insanları, yaşadıkları dünyayı iki yarı halinde düşünürdü, erkek ve dişi. Tanrılarla tanrıçalar bir güç dengesi kurarlardı. Yin ile Yang. Erkek ile dişi dengelendiğinde dünyaya ahenk gelirdi. Dengesizlik olduğunda kaos yaşanırdı.Bu inançta, beş köşeli yıldız, bütün varlıklardaki dişiyi temsil ediyor. İlahiyat tarihçilerinin ‘kutsal dişi’ ya da ‘ilahi tanrıça’ dedikleri bu kavram,tarih içinde pek çok öğretide kendine değişik isimler bulmuş.Eski dinler doğanın ilahi düzenine dayanıyor. Tanrıça Venüs ile Venüs gezegeni de bu inançta birleşiyor. Tanrıça gece gökyüzünde yer sahibiydi ve pek çok isimle anılırdı. Venüs, Doğu Yıldızı, Ishtar, Astarte. İki resim Astarte Hepsi de doğa ve Dünya ana ile bağları olan güçlü dişi kavramlardı.Beş köşeli yıldızın, grafiksel köken açısından Venüs gezegeni ile bağlantısı var. Romanın kahramanı Langdon genç bir astronomi öğrencisiyken, Venüs gezegeninin her dört yılda bir ekliptik semada beş köşeli mükemmel bir yıldız çizdiğini öğrendiğinde çok şaşırır.Ve bu bilginin eski uygarlıklar tarafından bilindiğini araştırmayla anlayınca, bu bilgilere nasıl ulaştıkları konusundaki şaşkınlığı daha da artar. Eski uygarlıklar bu ilginç fenomeni fark ettiklerinde öylesine büyülenirler ki, Venüs ile onun beş köşeli yıldızı mükemmellik, güzellik ve aşkın sembolü haline gelir. Langdon, Venüs’le ilgili açıklamalarına şöyle devam ediyor:“Eski Yunan’da, Venüs’ün büyüsüne övgü olsun diye, onun dört yıllık devrini Olimpiyat Oyunları’nı düzenlerken kullanmışlardı. Pek az insan, dört yılda bir yapılan modern Olimpiyat Oyunları’nın hala Venüs’ün devrelerini takip ettiğinin farkındadır. Bundan daha da az insan, beş köşeli yıldızın Olimpiyat amblemi olmak üzereyken son anda değiştirildiğini bilir, oyunların çok kapsamlı ruhunu ve ahengini daha iyi yansıtması amacıyla beş köşeli yıldız, iç içe geçen beş halkayla değiştirilmiştir.Romanın ele aldığı en ilginç sembollerden biri de Sangreal-Kutsal Kase sembolü. Kutsal Kase, Son Akşam Yemeği’nde İsa”nın içmek için kullandığı ve Arimatea’lı Yusuf’un çarmıha gerilen İsa’nın kanını doldurduğu kadeh olarak geçer. Kutsal Kase, İsa’nın kadehi olarak kabul ediliyor. Ama tarihte Sangreal Belgeleri adıyla anılan belgeler de inanışa göre Kutsal Kase ile birlikte gömülü. Belgelerin bin yıllardır Tapınak Şövalyeleri adı verilen gizli bir örgüt tarafından korunduğuna inanılıyor. Belgelerin Tapınak Şövalyeleri’ne bunca güç vermesinin nedeni, sayfalarda Kase’nin gerçek tabiatının açıklanması.Tapınak Şövalyeleri’ne göre Kutsal Kase bir kase değil. Kase efsanesinin yani ayinde kullanılan kadehin dahice düşünülmüş bir alegori olduğunu iddia ediyorlar. Kase efsanesindeki ayinde kullanılan kadeh, başka bir şeyin, çok daha güçlü bir şeyin mecazi hali. Kutsal Kase insanlık tarihinde en çok aranan hazine olmuş. Kase efsanelere, savaşlara ve bitmek tükenmek bilmeyen sorulara neden oldu. Dikenli Taç, Çarmıhta kullanılan Gerçek Haç, Titulus hepsi bin yıllarca arandı ama tarih boyunca aralarında en özeli Kutsal Kase olmuş.Prieure de Sion tarikatında (Tapınak Şövalyelerinin diğer adı) gül sembolü kase için kullanılmış bir sembol. Gülü Kase sembolü olarak kullanmalarının nedeni ise gizlilik. En eski gül türlerinden biri olan rosa rugosanın, aynı Venüs yıldızı gibi beş yaprağa ve beşgen bir simetriye sahip olması güle, kadınlıkla güçlü ikonografik bağlar sağlıyordu. Bununla birlikte gülün ‘doğru Yön’ ve yol bulmak kavramlarıyla çok yakın bağları vardı. Pusula gülü, aynı Gül Çizgisi gibi, seferilere haritalardaki boylamlara bakarak yön bulmakta yardımcı oluyordu. Bu yüzden dişi kadeh ve gizli gerçeğe götüren yıldız anlamındaki gül, pek çok açıdan gizlilik, kadınlık ve yön tayini olarak Kase’yi tanımlayan bir sembol olarak kabul edilmişti.Kase aslında eski bir kadınlık sembolüdür. Kutsal Kase dişiyi ve elbette şimdi tamamen yok edilmiş olan tanrıçayı temsil eder. Kadının gücü ve onun hayat verebilme yetisi bir zamanlar kutsaldı ama erkek egemen bir toplumda tehdit oluşturuyordu. Bu yüzden kutsal dişi şeytanlaştırıldı ve ona günahkar dendi. Havva’nın elmayı yiyerek insan ırkını çöküşe uğrattığı ‘ilk günah’ kavramı alegorik bir anlatımdı. Bir zamanlar hayat veren kutsal kadın artık düşman olmuştu.Kase kayıp tanrıçanın sembolüdür. Kayıp Kase’yi arayan şövalye efsaneleri, aslında kayıp kutsal dişinin arandığını anlatan yasak hikayelerdi. ‘Kadehi aradığını’ iddia eden şövalyeler, kadınlara boyun eğdiren, tanrıçaları dışlayan, inanmayanları yakan ve paganların kutsal dişiye saygı göstermesini yasaklayanlardan korunmak için şifreli bir biçimde konuşuyorlardı. Onlara göre taşıdığı sır öyle güçlü ki, açıklandığında pek çok şeyi temelinden sarsabilir. Leonardo da Vinci de, kardeşliğin Büyük Üstat’ı olarak 1510 ve 1619 yılları arasında bu mezhebe başkanlık etmiş. Yaşayan üyelerin kimliklerinin son derece gizli tutulduğu kardeşliğin simgesi ise P.S ve fleur-de-lis. Kitabın kendi satırları arasından hazırladığımız bu yazı hepimize L.Da Vinci’nin bir misyonu ve vizyonu olduğunu göstermesi bakımından önemli. Ana Tanrıça kültleri, Yin-Yang öğretisi ve Kutsal Kase sembolü daha iyi araştırıldığında Görünenin Ardındaki Görünmeyen‘e ihtiyacımız kadar yaklaşmış olabiliriz. Kova çağının yeniliğe açık insanlığına yakışır daha pek çok bilgi ve belge konuşulur hale gelecek gibi gözüküyor. Bu çağ güçlü bir yaşam görüşü gerektiriyor. Mitler, efsaneler, alegorik anlatımlar yerine sade, açık ve aslında basit ama bir o kadar da güçlü gerçekler açıklanmayı bekler gibi… Örneğin Yin ve Yang’ın özünde de güçlü bir yaşam görüşü var. Yin ve Yang arasındaki denge, batıda anlaşıldığı biçimde sürekli huzur ve denge değildir. Eski bilgeliklerdeki denge anlayışını yeniden gözden geçirmemizde büyük yarar var. Bu denge, çelişki ve gerilimle, farklılık ve çeşitlilikle yani zıt kutuplarla baş edilmeyi ve bundan uyum yaratılması gerektiğini anlatıyor. Yani Zıtların Birliği. En zor ama kurulduğunda asla sarsılmayacak ve onu yaşayan kişiyi de sarsılmaz yapacak bir denge. Güçleri yok sayan, ‘hiç anlaşmazlık olmasaydı, yaşam ne güzel olurdu’ tarzındaki saf ve çocuksu bir görüş değil. Tam tersine, çelişkilerle baş etme ve farklılıkları dengeleme anlayışı. Bin yıllar içinde ademoğlu güçlendi artık bin yıllardır sembollerle örülmüş gerçekleri yaşabilecek güç ve kapasitede. Biraz silkinmesi ve uykudan uyanması yeterli.Günlük yaşamda, pek çoğumuz çatışmalarla uyum içinde yaşamak zorundayız. İkilem üstüne kurulu bir dünyada yetiştirildiğimiz için şiddet, kızgınlık ve saldırganlık olmadığında barış, huzur, mutluluk olduğunu düşünürüz. Buna rağmen içimizdeki huzur ve mutluluğun birkaç saniyede uçup gittiğini de sık sık şahit olur, bir türlü işin içinden çıkamayız.Yaşam MücadelesiYaşam sürekli bir mücadeledir. Kavramamız gereken ise, hiç hoşlanmadıklarımız da dahil olmak üzere çevremizdeki bütün varlıklar içindeki yerimizin kendine özgü bir yapısı olduğu ve bu çelişkileri çözerek geliştiğimizdir. Kendi içimizde, kendimize uzak gördüğümüz diğerlerine ait özellikleri de taşıdığımızı ve içimizdeki yin-yang dengesinin böyle kurulduğunu fark edebilirsek önce kendimizle uyumlu olabiliriz ki diğerleri ve çevre ile uyum sağlayalım. Dünyanın geleceği; eril ve dişilin ortak değerlerini özümseyebilecek değişmiş, farklılaşmış kadınlara ve erkeklere aittir. Feminizm tüm zararlarına ve aşırılıklarına rağmen kadını, aşağı bir statünün dar çerçevesinden çıkarmaya uğraştı. Şimdi ataerkil düzenin kullandığı kalıplardan, rekabetten, kendini beğenmişlikten ve her ne pahasına olursa olsun üstünlük elde etme düşüncesinden kurtulup, kaçma sırası erkeğe geldi. Yeni insan eril ve dişin uyumlu bütünlüğünü kendinde toplamış insandır.

The Secret -Rhonda Byrne

THE SECRET/ SIRDerleyen: Halit YILDIRIM 16 Mayıs 2007“Sır” Nedir?Sâhip olduğunuz her düşünce nesnel bir gerçeklik; bir kuvvettir. (Prentice Bulford –1834-1891)Hindistan, Avustralya, Yeni Zelanda, Stockholm, Londra, Toronto, Montreal ya da New York... Nerede olursanız olun, hepimiz aynı kuvvete, tek bir yasaya bağlı olarak yaşıyoruz. İşte bu kuvvet çekim kuvvetidir!“Sır” çekim yasasıdır!Evrenin kusursuz düzeni, yaşamınızın her anı, yaşadığınız her deneyim bu yasaya göre belirleniyor. Kim olursanız olun, nerede yaşarsanız yaşayın; tüm yaşantınız çekim yasası tarafından şekillendirilirken, bu her şeye muktedir yasa, düşünceleriniz aracılığıyla işliyor. Çekim yasasını harekete geçiren ise siz kendinizsiniz ve bunu düşüncelerinizi kullanarak yaparsınız.1912 yılında Charles Haanel, çekim yasasını “yaratım sisteminin bir bütün olarak dayandırılabileceği en büyük ve en mutlak yasa” olarak tanımlamıştı.Benzer Benzeri ÇekerZihninizde canlandırabildiğinizi, ellerinizde de tutabilirsiniz. JOHN ASSARAFSiz evrendeki en güçlü mıknatıssınız! İçinizde barındırdığınız manyetik güç, yeryüzündeki her şeyden daha güçlü. Bu akıl sır ermez çekim gücünü yayanı ise, yine sizin düşünceleriniz.Yaşamınız boyunca hiç mutsuz olduğunuz bir konu üzerinde düşünürken, siz düşündükçe işlerin daha da kötüye gittiğini fark ettiğiniz oldu mu? Bunun sebebi, sabit bir düşünceyi koruduğunuzda, çekim yasasının derhal işlemeye başlaması ve size benzer düşünceleri getirmesidir. Böylece birkaç dakika içinde, o kadar çok benzer mutsuz düşünceye kapılırsınız ki, durum size daha da kötü gelmeye başlar ve ne kadar çok düşünseniz, o kadar çok mutsuz olursunuz.Şu an yaşadığınız hayat, geçmiş düşüncelerinizin yansımasıdır. Buna, yaşadığınız tüm mükemmellikler ve o kadar da mükemmel bulmadığınız her şey dâhil. Üzerinde en çok düşündüğünüz şeyleri kendinize çektiğinize göre, hayatınızın her alanında baskın olarak neler düşündüğünüzü görmek kolay, çünkü yaşadıklarınız bunlardan ibaretti. Şimdiye kadar! Şimdi ise, “Sır”rı öğreniyorsunuz ve bu bilgiyle her şeyi değiştirebilirsiniz.Dileğinizi kafanızın içinde şekillendirip, baskın düşünceniz haline getirdiğiniz taktirde onu mutlaka hayata geçirirsiniz.Birçok insan düşüncelerin frekansları olduğunu anlayamıyor; oysa düşünceler ölçülebilirler. İşte bu yüzden, bir şeyi defalarca ve defalarca ve defalarca düşünürseniz, örneğin; beğendiğiniz marka otomobile sâhip olmayı, ihtiyaç duyduğunuz parayı kazanmayı, kendi şirketinizi kurmayı, ruh eşinizi bulmayı... Ve dileğinizi zihninizde canlandırırsanız, gerekli frenkansı tutarlı bir biçimde yaymaya başlarsınız.Düşünceler, manyetiktir ve frekansları vardır. Siz düşünürken düşünceleriniz Evren’e yayılır ve manyetik güçleriyle aynı frekanstaki bütün benzerlikleri mıknatıs gibi çekerler. Gönderilen her şey kaynağına geri döner. Ve “Siz” o kaynaksınız.Sizler de birer yayın merkezisiniz ve bugüne kadar üretilmiş tüm televizyon vericilerinden daha güçlüsünüz. Evrenin en güçlü verici istasyonu sizsiniz. Sizin ilettiğiniz frekanslar hayatınızı şekillendirirken, hayatınız da dünyayı şekillendirir.Düşüncelerinizin iletiminden elde ettiğiniz görüntüler oturma odanızdaki televizyon ekranına yansımazlar; onlar sizin yaşamınıza dair görüntülerdir! Frekansı oluşturan düşünceleriniz benzer unsurları bu frekansa çekerek bunları hayatınızın görüntüleri olarak size geri gönderir. Hayatınızda değiştirmek istediğiniz herhangi bir şey varsa, düşüncelerinizi değiştirerek kanalı ve frekansı değiştirin.Kötüyü Değil İyiyi Çekmekİnsanların istediklerini elde edememelerinin tek sebebi, olmasını istedikleri şeyler yerine, olmasını istemedikleri şeyler üzerine düşünüyor olmalarıdır. Düşüncelerinizi dinleyin; söylediğiniz sözlere kulak verin. Bu yasa kesindir ve hiçbir yanılma payı yoktur.Çekim yasası gerçekten itaatkardır. İstediklerinizi düşünerek bütün kalbinizle bu dileklerinizin üzerine odaklandığınızda size onları mutlaka verecektir. Olmasını istemediğiniz şeylere odaklandığınızda örneğin “geç kalmak istemiyorum, geç kalmak istemiyorum” dediğinizde ise, çekim yasası sizin bunu istemediğinizi duymayacaktır. Bu yasa, siz ne düşünüyorsanız onu ortaya koyar ve bu, tekrar tekrar sahnelenmeye başlar. Çekim yasası neyi arzu edip neyi etmediğinizden etkilenmez. Bir şeye odaklandığınızda, bunun ne olduğuna bakılmaz ve siz onu yaşamınızda gerçek anlamda varolmaya çağırırsınız.Geçmişi, içinde bulunduğunuz anı ya da geleceği düşündüğünüzde çekim yasası mutlaka çalışmaktadır. Bu, sürekli devam eden bir süreçtir. “Pause” ya da “Stop” düğmesine basamazsınız. Düşünceleriniz varoldukça bu yasa da sonsuz işleyişini, sürdürecektir. Fark edelim ya da etmeyelim, zamanımızın çoğunu düşünerek geçiriyoruz. Biriyle konuşuyor veya birini dinliyorsanız; o an düşünüyorsunuz demektir.Geleceğe dair plân yaptığınızda; düşünüyorsunuz. Araba kullanırken, ya da sabahları hazırlanırken de düşünüyorsunuz. Birçoğumuzun düşünmeye ara verdiği tek zaman dilimi uykuda olduğu zaman dilimi olmakla birlikte, çekim kuvvetleri uykuya dalmadan önce düşündüklerimiz üzerinde çalışmaya devam ederler. Uyumadan önce iyi şeyler düşünmeye çalışın.Doğanın tüm yasaları gibi, bu yasada da tam bir mükemmellik vardır. Yaşamınızı siz kendiniz yaratırsınız. Ne ekerseniz onu biçersiniz! Düşünceleriniz tohumlar gibidir ve kaldıracağınız hasat, ektiğiniz tohumlara bağlıdır.Beyninizin GücüZihniniz düşünceler üretirken, yayınlanan görüntüler yaşam deneyimleriniz olarak size dönmektedir. Düşüncelerinizle sâdece kendi hayatınızı yaratmakla kalmayarak, onlar aracılığıyla dünyanın yaratımına da güçlü bir biçimde katkıda bulunuyorsunuz. Daha önce hiç kendinizi önemsiz, dünyanın gidişatı üzerinde etkisiz hissettiğiniz oldu mu? Olduysa, bir kez daha düşünün. Çevrenizde yaşananları asıl şekillendiren sizin kendi zihninizdir.Bir yasayı anlamanız, onu reddetmenizi gerektirmez. Elektriği anlayamıyor olabilirsiniz ama yine de ondan faydalanırsınız. Elektriğin nasıl işlediğini bilmiyorum ama onu kullanarak birisine akşam yemeği pişirebileceğinizi biliyorum. Hâttâ isterseniz elektrikle o birisin bile pişirebilirsiniz!Zihninize hâkim olmanızın yollarından biri de onu huzura kavuşturmaktır. Meditasyon zihninize huzur verir, düşüncelerinizi kontrol etmenize ve bedeninizi canlandırmanıza yardımcı olur. Burada iyi haber, saatlerce meditasyon yapmanız gerekmediğidir. Başlangıçta buna günde üç ila on dakikanızı ayırmanız, düşünceleriniz üzerinde kontrol kazanmanız konusunda şaşırtıcı derecede etkili olacaktır.Düşünceleriniz üzerinde farkındalık kazanmak için “ben düşüncelerimin efendisiyim” cümlesi ile niyet çalışması da yapabilirsiniz. Bunu sık sık tekrarlayın, bunun üstüne meditasyon yapın, siz bu niyeti tuttukça, çekim yasası sayesinde bu gerçekleşecektir.Sır Özetleri* Hayatın Büyük Sırrı çekim yasasında gizlidir.* Çekim yasası “benzer benzeri çeker” der. Böylece bir şey düşündüğünüzde ona benzeyen diğer düşünceleri de kendinize çekersiniz.* Düşünceler manyetiktir ve birer frekansları vardır. Aklınızdan geçirdiğiniz düşünceler, Evren’e yollanarak, aynı frekansta bulunanları manyetik güçlerin etkisiyle size doğru çekerler. Göndermiş olduğunuz her şey kaynağına-Size geri döner.* Siz düşünceleriniz aracılığıyla frekans yayan birer yayın kulesi gibi insanlarsınız. Hayatınızda herhangi bir şey değiştirmek istiyorsanız, düşüncelerinizi değiştirerek frekansı değiştirin.* Şu an düşünmekte olduklarınız, gelecekteki yaşantınızı oluşturmakta. Üzerinde en çok düşündüğünüz ya da üzerine en çok odaklandığınız şey hayatınız olarak karşınıza çıkacaktır.* Düşünceleriniz somutlaşır.Sır Basitleştirir“Bu yolculukta insan, kendi evrenini kendisi yaratır.”(Winston Churchill)Yerçekimi yasası gibi, yasaları olan bir evrende yaşıyoruz. Bir binadan düştüğünüzde, iyi ya da kötü bir insan olduğunuzun bir önemi yoktur, kesinlikle zemine çakılırsınız.Çekim yasası doğaya ait bir yasadır. Tıpkı yerçekimi yasası gibi, çekim yasası da tarafsız, genel, kesin ve doğrudur.Şikayet ettikleriniz dâhil olmak üzere şu an sizi çevreleyen her şeyi yaşamınıza çeken yine siz kendinizsiniz. Şimdi, henüz işin başında bunu duymaktan nefret ettiğinizi biliyorum. Hemen “Trafik kazasını ben yaptırmadım. Bana bir sürü sıkıntı yaşatan o müşteriyi ben çekmedim. Borçları da ben çekmedim herhalde” gibi tepkiler vereceksiniz. Bense, size “evet siz çektiniz” demek için burada karşınızdayım. Bu, anlaşılması en zor kavramlardan biri olmakla birlikte, bir kez kabullendikten sonra, hayatınız değişmeye başlayacaktır.Şu an vermeniz gereken bir karar var: Kötü şeylerin her zaman başınıza gelebileceğine, bunun şans işi olduğuna ya da yanlış zamanda yanlış yerde olabileceğinize ve koşullar üzerinde kontrolünüz olmadığına mı inanmak istiyorsunuz?Yoksa yaşam deneyiminizin kendi avuçlarınızın arasında olduğunu bildiğinize ve iyi şeylerin yalnızca sizin onları düşünmenizle hayatınızda yer alacağına mı inanmak istiyorsunuz? Seçme şansınız var ve hangisini düşünmeyi seçerseniz, onu yaşayacaksınız.Sizin ısrarla düşünerek çağırmadığınız hiçbir şey yaşamınıza giremez. MARCI SHIMOFFSâhip olduğumuz her düşünceyi denetlememiz imkansızdır. Araştırmacılar, günde yaklaşık altmış bin civarında düşünce ürettiğimizi söylüyorlar. Bu altmış bin düşüncenin tamamını kontrol etmeye çalışsak, nasıl bitap düşeceğimizi hayal edebiliyor musunuz? Çok şükür bunu halletmemizi kolaylaştıran bir faktör var: duygularımız. Duygularımız bize neler düşündüğümüzü anlatır.Duygularınız ne düşündüğünüzü size anında hissettirir. Duygularımızın bir anda çöktüğü bir durumu düşünün; meselâ kötü bir haber aldığınız an. Midenizde ya da üçüncü çakranızdaki (solar Plexus) o his, anlıktır. Bu da demektir ki, duygularınız ne düşündüğünüzü anlamanız için verilen anlık sinyallerdir.• Sizden başka hiç kimse size kendinizi iyi ya da kötü hissettiğinizi söyleyemez; çünkü, bunu yalnızca siz bilebilirsiniz.• Bilmeniz gereken en önemli şey, iyi şeyler düşünürken insanın kendisini kötü hissetmesinin imkansız olduğu.• Kendinizi kötü hissediyorsanız, aklınızdan size kendinizi kötü hissettiren düşünceler geçiriyorsunuz demektir.• Moraliniz bozuk olduğunda, kendinizi daha iyi hissetmek ve düşüncelerinizi değiştirmek için çaba sarf etmediğiniz taktirde, verdiğiniz mesaj: “Bana kendimi kötü hissetmem için daha fazla sıkıntı ver. Sıkıntıları bana getir!” olur.• Hem olumsuz düşüncelere sâhip olup, hem de kendinizi iyi hissetmeniz imkansızdır. Kendinizi iyi hissediyorsanız, bunun sebebi iyi şeyler düşünüyor olmanızdır. Görüyorsunuz ki, hayatta her istediğinize sâhip olabilirsiniz. Bunu bir sınır olmamakla birlikte işin içinde bir bityeniği de yok değil: Kendinizi iyi hissetmek zorundasınız.• İnsanların ayak parmaklarını yataktan dışarı çıkarır çıkarmaz bir sarmalın içine düşme eğiliminde olmalarının nedeni de budur. Tüm günleri aynı gider. Duygularında yapacakları basit bir değişikliğin, günlerini-ve hayatlarını bütünüyle değiştireceğini bilmezler.• Güne güzel başlar ve o mutluluk duygusu içinde kalırsanız, herhangi bir şeyin ruh halinizi değiştirmesine izin vermediğiniz sürece, çekim yasası gereğince, yaşadığınız mutluluk duygusunu sürekli kılacak birçok durumu ve insanı kendinize çekersiniz.ROB PROCTORKendinizi moralsiz hissettiğinizde, bunu çabucak değiştirebileceğinizi biliyor musunuz? Güzel bir müzik çalarak ya da şarkı söyleyerek ruh halinizi değiştirebilirsiniz. Güzel şeyler düşünmek de işe yarar. Bir bebeği ya da çok sevdiğiniz birini düşünün ve bu düşüncede kalın. Bu düşünceyi zihninizde tutarak, ondan başka hiçbir şeyin size ulaşmasına izin vermeyin; kesinlikle kendinizi iyi hissedeceksiniz. Bunu size garanti ediyorum.Sevgi En Müthiş Duygu“Çekim yasasının karşı konulmaz gücünü oluşturan şey, sevgi ile düşüncenin bir araya gelişidir.” (Charles Haanel)Evcil hayvan besliyorsanız, iyi hissetme prensibini uygulamak için ona başvurabilirsiniz. Hayvanlar müthiştir, kendinizi iyi hissetmenizi sağlarlar. Onları sevdiğinizde, sevginin muhteşem etkisi hayatınıza iyilik getirir. Zâten bir armağan da böyle olur.Evren’de sevginin gücünden daha büyük bir güç yoktur. Sevgiyi duyumsadığınızda, yayabileceğiniz en yüksek frekansı yayarsınız. Sâhip olduğunuz bütün düşünceleri sevgiyle sarıp sarmalayabilirseniz, her şeyi ve herkesi sevebilirseniz, dönüşümü yaşarsınız, hayatınız değişir.Aslında, geçmişteki büyük düşünürlerden bazıları, çekim yasasından sevgi yasası olarak söz etmişlerdi. Üzerinde biraz düşününce bunun nedenini anlamak kolay. Örneğin; birisi hakkında hoş olmayan bir şeyler düşündüğünüzde, bu çirkin düşünceleri kendi hayatınızda görürsünüz. Düşüncelerinizle başkalarına zarar vermeniz mümkün değildir; bu yolla ancak kendinize zarar verirsiniz. Sevgiye dair düşündüğünüzde ise, bilin bakalım bundan faydalanan kim olur: tabii ki, siz! Marci Shimoff, büyük dahi Albert Einstein’ın sözlerinden yapmış olduğu şu alıntıdaki görüşü paylaşıyor: “Herhangi bir insanoğlunun kendisine sorabileceği en önemli soru: ‘Bu Evren bana dost mudur?’ sorusudur.”Bu soruya, çekim yasasını bilerek verilecek tek cevap “Evet, Evren dostumdur” olur. Neden? Çünkü, çekim yasasına göre, ne cevap verdiyseniz onu yaşamanız gerekiyor. Albert Einstein bu etkili soruyu sordu; çünkü “Sır”ra vakıftı. Bu soruyu sorarak bizi düşünmeye ve bir seçim yapmaya zorlayacağını biliyordu. Sâdece soruyu sormakla bile, bize müthiş bir fırsat tanımıştı.Evren’in dostunuz olduğunun bilincine varın!Sır Nasıl Kullanılır?Alaaddin’in lambası hikayesini düşünün. Alaaddin lambayı alır, ovalar ve “Cin” lambanın içinden çıkar. Cin sürekli aynı şeyi söyler:“Dileğin benim için emirdir!”Bunun üzerinde düşünün. Şimdi, gelin bu benzetmeyi alıp, hayatınıza uygulayalım. Hatırlarsanız Alaaddin sürekli bir şeyler isteyen bir tiplemeydi. Cin ise burada Evren’i temsil ediyor. Birçok gelenekte kutsal koruyucu meleğiniz ya da yüksek benliğiniz gibi birçok farklı adla anılmış olsa da, bizden büyük, yüce bir varlık olduğu konusunda hemfikir olunmuştur. Bu yüzden bizler ona istediğimiz adı verebiliriz, siz de kendinize en uygun tanımlamayı seçebilirsiniz...Ve Cin daima aynı şeyi söyler:“Dileğin benim için emirdir!”Cin sâdece emirlerinizi yerine getirir. Cin, çekim yasasıdır ve sizin düşündüklerinizi, konuştuklarınızı ve yaptıklarınızı izlemek için daima işbaşındadır.Siz, Evren’in Hakimisiniz; Cin ise, size hizmet etmek için hazır beklemekte. Cin emirlerinizi asla sorgulamaz. Siz düşünürsünüz ve O, dileğimizi gerçekleştirmek için gücünü kullanarak, insanlar olaylar ve durumlar aracılığıyla Evren’i harekete geçirir. JAMES RAYYaratım Süreci“Sır”da kullanılan Yaratım Süreci, isteklerinizi üç adımda gerçekleştirmenize yarayacak basit bir kılavuzdur:1. Adım: İstemekİlk adım istemektir. Evren’e komut verin ve ne istediğinizi bilmesini sağlayın; düşüncelerinize cevap verecektir.Gerçekten istediğiniz şey nedir? oturup düşünün ve bunu bir kağıda yazın. Yazarken şimdiki zaman kipi kullanın.İstemek Yaratım Süreci’nin ilk adımıdır; bu yüzden istemeyi alışkanlık haline getirin. Bir seçim yapmak zorunda olduğunuzda, ne yöne gitmeniz gerektiğini bilmiyorsanız, bunu Evren’e sorun! Hayatınızdaki hiçbir şey için bunalmanız gerekmiyor. Sâdece isteyin yeter!2. Adım: İnanmakİsteğinizi elde ettiğinize inanın. Benim mutlak inanç olarak adlandırmayı sevdiğim bu inanca siz de sâhip olun. Mutlak inanç, görünmeyene inanmaktır. İnancınız tam ve eksiksiz olmalı. Katalogdan bir şey ısmarladıysanız, rahat olun, siparişinizin size ulaşacağını ve bunun hayatınızın bir parçası olacağını bilin.“İstediğiniz şeyleri zâten sizinmiş gibi görün. İhtiyaç duyduğunuzda size geleceklerini bilin ve gelmelerine izin verin. Huysuzlanıp kaygılanmayın. Eksiklikleri üzerinde düşünmeyin. Sizin, size ait ve zâten sizin malınız olduklarını düşünün.” Robert Collier/1885-1950)Tatil rezervasyonu yaptırdığınızda, yepyeni bir araba ısmarladığınızda ya da bir ev satın aldığınızda bunların sizin olduğunu bilir; gidip aynı dönem için bir tatil rezervasyonu daha yaptırmaz ya da ikinci bir araba veya ev satın almazsınız. Piyangodan ikramiye kazansanız, ya da büyük bir mirasa konsanız, parayı nakit olarak elinize almadan önce de onun size ait olduğunu bilirsiniz. Bu, onların sizin olduklarına inanma duygusudur. Onlara dokunmadan önce bile sâhip olduğunuza, parayı olduğunuza inandığınızı gösterir.Tıpkı bir çocuk gibi davranın ve dileğinizin gerçekleştiğine hayali olarak inanın ve istediğiniz zâten olmuş gibi davranın. Gerçekmiş gibi davrandıkça, duruma inanmaya başlayacaksınız. Cin, tam olarak dilekte bulunduğunuz anda ne istediğinizle değil, sürekli ve ısrarlı düşüncelerinizle ilgilenir. İşte bu yüzden, ondan bir şey istedikten sonra, inanmaya ve bilmeye devam etmeniz gerekir. Güven duyun. İstediklerinizi elde edeceğinize dair inancınız, ölmez güveniniz en etkili gücünüzdür. Elde etmekte olduğunuza inandığınızda, hazır olun ve başlayan sihri izleyin!Dileğinizin nasıl gerçekleşeceği, Evren’in onu size nasıl getireceği sizin sorununuz ya da meseleniz değildir. Evren’in bunu sizin için yapmasına izin verin.3. Adım: AlmakSürecin üçüncü ve son adımı, almak. Önce bir kez isteyin, isteğinizi aldığınıza inanın, onu gerçekten almak için yapmanız gereken şey ise, kendinizi iyi hissetmekten ibaret.Elde ettiğinizde sizi mutlu etmeyecek bir şeyi dilemezdiniz değil mi? Bu yüzden, kendinizi iyi hissetme frekansına alın, böylece istediğiniz olacak. Kendinizi bu frekansa geçirmenizin hızlı yollarından biri de; “Şu an isteğimi elde ediyorum. Yaşantımdaki bütün iyi şeyleri şu an alıyorum. Şu an [...burada kendi arzunuzu söyleyin...] alıyorum” demektir. Ve bunu hissedin. Arzunuzu elde etmiş olduğunuzu hissedin.• “İnanarak, yakararak istediğin ne varsa, hepsini alacaksın” (Matthew 21:22)• “Ne istemiş olursan ol, dileğin için dua ederken, onu elde etmekte olduğuna inan, ona erişeceksin.”(Mark 11:24)Esin veren faaliyetle, faaliyet arasındaki fark şudur: Evren’den istediğinizi almak için harekete geçtiğinizde, ırmakla birlikte aynı yöne aktığınızı hissedersiniz. Çaba sarf etmenize gerek yok gibidir. İşte bu esin veren eylemin sizde yarattığı duygudur ve Evren’le ve yaşamla birlikte akmaktır.Bu iş o kadar keyiflidir ki, bazen elde etmek istediğinizi alana kadar bu “eylem”i kullandığınızın farkına bile varmazsınız.İçgüdülerinize güvenin. Evren size ilham verir ve elde etme frekansında sizinle iletişim kurar. Sezgisel ve içgüdüsel hisleriniz olduğunda, onları izleyin; Evren’in sizi manyetik bir biçimde istemiş olduğunuz şeyi elde etme noktasına doğru götürdüğünü anlayacaksınız.Her şeyi kendinize çeken bir mıknatıs olduğunuzu unutmayın. Zihninizde ne istediğinizi net olarak belirlediğiniz zaman, onları kendinize çeken bir mıknatısa dönüşürsünüz ve istekleriniz de size doğru manyetize olur.“İnanma yolunda ilk adımı atın. Merdivenin tamamını görmeniz gerekmiyor. Sâdece ilk adımı atın.”(Dr. Martin Luther King, Jr. / 1929-1968)Bedeniniz ve “Sır”Gelin, Yaratım Sürecini, kendisini şişman hisseden ya da kilo vermek isteyen insanlar için kullanmayı deneyelim.Bâzı insanlar tiroitlerinin az çalıştığını, ağır bir mekanizmaya sâhip olduklarını, ya da vücut biçimlerinin genetik yapılarından geldiğini söyleseler de, bütün bunlar “şişmanlık düşünceleri’ne” sâhip olmak için birer kılıftır. Bu bahanelerden herhangi birinin size uygun olduğunu kabul ediyor ve buna inanıyorsanız, bu sizin için bir yaşantıya dönüşmüş demektir, böylece siz fazla kilolu olma durumunu kendinize çekmeye devam edersiniz.İnsanların kilo konusunda sâhip oldukları en yaygın düşünce, ki ben de buna inanıyordum, kilo almanın sorumlularının yiyecekler olduğudur. Bu işinize yaramayan bir inanıştır, hele benim şu anki bakış açıma göre, zırvalamanın dik alasıdır! Yiyecekler alınan kilolardan sorumlu değillerdir. Yiyecekleri kilolardan sorumlu tutan düşüncenizdir, yiyeceklerin kilo almanıza sebep olmalarını sağlayan. Unutmayın, düşünceler, herşeyin başlıca nedenleri, geri kalan ise, o düşüncelerin etkileriydi. Aklınızdan mükemmel düşünceler geçirirseniz, sonuç mükemmel bir vücut ağırlığı olacaktır.Sizin için mükemmel kilo, sizin kendinizi mükemmel hissettiğiniz kilodur. Sizden başka hiç kimsenin bu konudaki fikrinin önemi yoktur. Size uygun kilo, size kendinizi iyi hissettiren kilodur. Sizin için mükemmel kiloyu ve bedeni kendinize çekmek için Yaratım Süreci’nin üç adımını kullanın:1. Adım: İstemeKaç kilo olmak istediğiniz konusunda net olun. Beyninizde, sizin için mükemmel olduğunu düşündüğünüz o kiloya ulaştığınızda, bedeninizin görüntüsüne dair bir imge oluşturun. Mükemmel kilonuzda olduğunuzda çekilmiş resimleriniz varsa, onlara sık sık bakın.2. Adım: İnanmakMükemmel kiloya ulaşacağınıza inanmalı ve zâten o kiloda olduğunuzu düşünmelisiniz.Sizin için mükemmel olduğunu düşündüğünüz bu kiloyu bir kağıda yazarak, tartınızın üzerine yapıştırmalı, ya da hiç tartılmamalısınız. Düşünceleriniz, sözleriniz ve davranışlarınız, isteğinizle çelişmesin.Mükemmel kiloya ulaşmak, Evren’in kataloğundan bir şey sipariş etmek gibidir. Kataloğa bakın, mükemmel kiloyu seçin, siparişinizi verin ve size teslim edilsin. Fazla kilolu insanlar gördüğünüzde onları incelemeyin ve zihninizi hemen, sâhip olduğunuz mükemmel vücut görüntünüze kaydırarak bunu hissedin.3. Adım: AlmakBedeninizden dolayı mutsuzsanız, bu etkili bir duygudur ve bedeninizden dolayı mutsuz olmayı çekmeye devam etmenize sebep olur. Bedeninize karşı eleştirel olduğunuz, ve ona kusur bulduğunuz taktirde, daha fazla kiloyu bedeninize çekersiniz.Ne Kadar Zaman Alır?İnsanların merak ettiği bir diğer konu da, “Diledikleri arabaya, ilişkiye ya da paraya kavuşmalarının ne kadar süreceği”dir. Elimde bunun otuz dakika, üç gün ya da üç ay süreceğini yazan bir yönetmelik yok. Evrenle aynı doğrultuya gelip işbirliği yapmak daha çok size bağlı.Zaman bir yanılsamadır. Bize bunu söyleyen kişi de Einstein’dır. Bu cümleyi ilk kez duyuyorsanız, bu kavramı anlamakta biraz zorlanabilirsiniz; çünkü çevrenizde olan biten her şeyin birbiri ardına gerçekleştiğini görürsünüz. Kuantum fizikçileri ve Einstein’ın bize anlatmak istedikleri şey her şeyin eş zamanlı meydana geldiğidir.Zamanın varolmadığını anlayabilir; bu mefhumu kabul ederseniz, gelecek için istediğiniz her şeyin zâten varolduğunu da görürsünüz. Her şey aynı zamanda meydana geliyorsa, sizin istediğiniz şeye sâhip paralel bir versiyonunuz da şimdiden vardır!Evren için zaman ve boyut sıkıntısı yoktur. Bir doları hayata geçirmek ne kadar kolaysa, bir milyon doları ortaya koymak da o kadar kolaydır. Süreç aynıdır. Birinin diğerinden daha yavaş gelme ihtimalinin tek sebebi, sizin, bir milyon doların çok para, bir doların ise bir değerinin olmadığını düşünmenizdir. Küçük şeylerden başlamak, çekim yasasını bizzat yaşamanızın en kolay yollarından biridir. DAVID SCHIRMERİnsanlar bu kadar kolay park yeri bulmama hayret ediyorlar. “Sır”rı ilk kavradığım zamandan beri bunu yapabiliyorum. Tam olarak nereye park etmek istiyorsam orayı gözümde canlandırdıktan sonra, yüzde doksan beş olasılıkla, tam düşündüğüm gibi park yerinin orada beni beklediğini görüyor, tek yapmam gereken şeyi yaparak, doğruca girip pak ediyorum. Geri kalan yüzde beşlik zaman diliminde ise, oradan çıkmakta olan arabanın çıkabilmesi için bir iki dakika beklemem gerekiyor. Bunu sürekli yapabiliyorum.Herhalde şimdi; “Her zaman park yeri bulabiliyorum” diyen birinin bunu nasıl başardığını ya da “şansım gerçekten çok iyidir, sürekli bir şeyler kazanırım” diyenlerin neden sürekli bir şeyler kazandığını anlamışsınızdır. Bu insanlar bu olanları umuyorlar. Büyük beklentiler edinmeye başlayın, bunu yapmaya başlayınca hayatınızı önceden yaratmış olacaksınız.“Kendi kendinize; ‘Bugün güzel bir yere gideceğim ya da güzel bir ziyaret yapacağım’ dediğinizde, ziyaretinizi ve yolculuğunuzu güzelleştirecek eleman ve kuvvetleri bedeninizden dışarı doğru göndermiş oluyorsunuz. Yapacağınız bir ziyaretten, yolculuktan ya da alışverişten önce, moraliniz bozuk olduğunda, kaygı duyduğunuzda ya da keyifsizlikler yaşayacağınızdan endişelendiğinizde ise, size tatsızlık yaşatacak birtakım görünmez ajanları ileri doğru göndermiş oluyorsunuz. Düşüncelerimiz ya da başka bir deyişle zihinsel durumumuz olayları önceden iyi ya da kötü diye ‘düzenlemek’ için daima iş başındadır.” (Prentice Mulford)Prentice Mulford bu cümleleri 1870’lerde yazmış. Ne büyük bir öncü! Böylece, her gün, her olayı önceden düşünmenin ne kadar önemli olduğunu açıkça görebiliyorsunuz.Telaşlandığınız ya da acele ettiğiniz zamanlar, bilin ki, buna dair düşünceleriniz ya da hareketlerinizin temelindeki duygu korkudur (geç kalma korkusu), ve bu duygu sizin, kötü şeyleri, önünüze çıkmaları için “ayarlamanıza” sebep olur. Acele etmeye devam ettikçe, kötü şeyleri birbiri ardına kendinize çekersiniz.Durmalı ve kendinizi bu frekanstan çıkarmalısınız. Kötü şeyleri kendinize çekmek istemiyorsanız, birkaç dakika dinlenip, düşüncelerinizi de değiştirmelisiniz.Bir çok insan, özellikle de Batı toplumlarında, “zamanın” peşinde koşar ve zaman yokluğundan şikayet eder. Aslında, insanlar zaman bulamadıklarını söylediklerinde, bunun sebebi yine çekim yasasıdır. Zamanın sınırlı olduğunu düşünerek kuyruğunu kovalayanlardansanız, şu andan itibaren; vurgulu bir tonlamayla; “Gerekenden fazla zamanım var” demeye başlayarak, hayatınızı değiştirin.Yaşamınızdaki her olayı, düşünceleriniz aracılığıyla önceden belirlemeyi günlük alışkanlığınız haline getirin. Yaptığınız her şeyde, gittiğiniz her yerde, olayları yaşamak istediğiniz biçimiyle önceden düşünerek Evren’e dair güçleri arkanıza alın. O zaman, hayatınızı kendi istekleriniz doğrultusunda yaratmış olursunuz.Etkili SüreçlerŞimdiki gerçekliğiniz ya da şu an yaşamakta olduğunuz hayat, daha önce düşünmüş olduklarınızın sonucu olarak var. Siz duygu ve düşüncelerinizi değiştirmeye başladığınız taktirde, yaşadığınız hayat da tamamıyla değişecek.“Bir insanın kendisini değiştirebilmesi, ...ve kaderini yenmesi, doğru düşünmenin etkisini kavramış her beynin ulaşabileceği bir sonuçtur.” (Christian D. Larson / 1866-1954)Beklenti etkili bir çekici güçtür, çünkü nesneleri ve olayları size doğru çeker. Bob Proctor’un da söylediği gibi; “Arzu etmek, sizi arzuladığınız nesneyle birleştirir, ummak ise onu hayatınıza doğru çeker.” İsteklerinizin gerçekleşmesini umarken istemediğiniz şeylerin olmasını beklemeyin. JAMES RAYBirçok insan yaşamakta olduğu hadiselere bakar ve, “işte ben buyum” der. Siz bu değilsiniz. Siz buydunuz. Diyelim ki, bankada yeterince paranız yok ya da istediğiniz gibi bir ilişkiniz yok, ya da sağlığınız ve formunuz iyiye gitmiyor; bunlar sizin hakkettikleriniz değil, geçmişteki düşünce ve davranışlarınızın bugüne sarkan sonuçları. Geçmişte edindiğimiz düşünceleri ve davranışları değiştirmezseniz, sürekli bu artık sonuçlar içinde yaşarsınız. Şimdiki durumunuza bakarak, kendinizi bununla tanımlarsanız, kendinizi gelecekte de bundan farklı bir şey elde etmemeye mahkûm edersiniz.Neville, her günün sonunda, uykuya dalmadan önce, o gün yaşadıklarınızı düşünmeyi önerir ve istediğiniz gibi gitmeyen bir olay ya da an olduysa, bunu da zihninizin içinde sizi mutlu edecek biçimde gelişmiş gibi yeniden düşünmenizi söyler. Bu olayları beyninizde tam istediğiniz gibi yeniden yarattığınızda, o günün frekansını temizleyerek, ertesi gün için yeni bir frekans yaymaya başlarsınız. Böylece, geleceğiniz için kendi isteğiniz doğrultusunda yeni görüntüler oluşturmuş olursunuz. Resimleri değiştirmek için asla çok geç değildir.Minnettarlığın Güçlü EtkisiŞükretmek, yaşamınıza daha çok şey katmanın mutlak yollarından biridir. (MARCI SHIMOFF)Hayatınızı değiştirmeye başlamak için şu an yapabileceğiniz bir şey var mı? Yapabileceğiniz ilk şey, sâhip olduğunuz için şükrettiklerinizin listesini yapmak. Bunu yapmak, enerjinizi ve dolayısıyla düşüncelerinizi değiştirerek, düşüncelerinizi değiştirmeye başlayacak. Şükretmek benim için son derece etkili bir alıştırma oldu. • Sabahları uyandığımda; “Teşekkür ederim” diyorum. • Her sabah, ayaklarım zemine değdiğinde buna şükrediyorum. • Sonra, dişlerimi fırçalayıp yeni güne hazırlanırken şükrettiğim şeyler sayesinde koşturmaya başlıyorum. • Rutin işlerimi yaparken, bir yandan da minnettarlığımı duyumsuyorum.James Ray’i bu etkili minnettarlık alıştırmasını bizimle paylaşırken filme aldığımız gün, yaşamım boyunca asla unutmayacağım günlerden biri oldu.Her sabah, yaşayacağım bu yepyeni gün ve sâhip olduğum için şükrettiğim her şey için ne kadar minnettar olduğumu duyumsamadan yatağımdan kakmamayı alışkanlık haline getirdim. Sonra, yataktan kalkarken, yere değen ilk ayağımla birlikte “teşekkür”, ikincisiyle de “ederim” diyorum. Banyoya giderken attığım her adımda teşekkür ediyorum. Duş alıp giyinirken de teşekkür edip, bunu hissetmeyi sürdürüyorum. Güne başlamaya hazır olduğumda, yüzlerce kez “teşekkür etmiş” oluyorum.Şükretmek, tarihte rastlanan bütün büyük avatarların öğretilerinin temel unsuru olmuştur. Wallace Wattles tarafından 1910 yılında yazılan ve hayatımı değiştiren kitap olan “Science of Getting Rich” (Zengin Olmanın İlmi)nin içindeki en uzun bölüm de minnettarlığa ayrılmıştı. Ayrıca, “Sır”da yer alan öğretmenlerin tamamı da şükretmeyi günlerinin bir parçası olarak görüyor; birçoğu güne şükran duyguları ve düşünceleriyle başlıyor.Okuduğum her metinde ve “Sır”rı kullanarak yaşadığım bütün deneyimlerde gördüm ki, şükretmenin etkisi diğer bütün etkileri geçiyor. “Sır”dan öğrendikleriniz içinde yalnızca birini uygulayacaksanız, şükretmeyi kullanın ve onu yaşam biçiminiz yapın.Çevrenize bakıp; “İstediğim gibi bir arabam yok. İstediğim gibi bir evim yok. İstediğim gibi bir eşim yok. İstediğim kadar sağlıklı değilim” diyebilirsiniz. Aman! Geriye sarın, geriye sarın! Bunlar sizin istemediğiniz şeyler. Odaklanmanız gereken şey, sâhip olduğunuz için şükrettikleriniz. Örneğin; bunları okumak için gözleriniz olduğuna şükredebilirsiniz. Sâhip olduğunuz giysiler için de teşekkür edebilirsiniz; evet belki daha güzellerini tercih ederdiniz ama, sâhip olduklarınız için şükretmeye başlarsanız dilediğiniz gibilerini çok yakında almanız da mümkün.“Diğer yöntemleri kullanarak hayatlarını doğru biçimde düzenleyen bir çok insan, şükretmeyi bilmedikleri için yoksul kaldı.”(Wallace Wattler)Sâhip olduklarınıza karşı nankörlük ederseniz, daha fazlasını yaşamınıza getirmeniz imkansızlaşır. Neden? Çünkü, nankörlük ettiğinizde, yaydığınız duygu ve düşüncelerin tamamı olumsuzdur. Kıskançlık, alınganlık, doyumsuzluk, “açgözlülük” de, size istediğinizi getiremeyecek duygulardandır. LEE BROWER-SERVET YÖNETİMİ EĞİTİMCİSİ VE UZMANI, YAZAR VE ÖĞRETMENHer insanın, “işlerin yolunda gitmediği; ya da kötü gittiği” dönemlerinin olduğunu düşünüyorum. Bir defasında aileme dair yolunda gitmeyen bir şeyler yaşandığında, yerde bir taş buldum ve eğilip aldım. Taşı cebime koyarak; kendi kendime “bu taşa her dokunduğumda, varlığına şükrettiğim herhangi bir şeyi düşüneceğim” diyerek söz verdim. Sonra, her sabah uyanır uyanmaz taşı çekmeceden çıkararak, cebime koydum ve şükrettiğim şeyleri gözden geçirdim. Bilin bakalım gece yatarken ne yapıyordum? Ceplerimi boşaltıyordum ve taş yine oradaydı.Bu fikir sayesinde birçok şaşırtıcı deneyim yaşadım. Taşı yere düşürdüğümü gören Güney Afrikalı bir arkadaşım; “ne taşı bu?” diye sordu. Durumu ona açıkladım, o da taşa “Şükran taşı” adını verdi. İki hafta sonra bana Güney Afrika’dan bir e-posta gönderdi. İletisinde; “Oğlum pek sık rastlanmayan bir hastalıktan ölüyor. Hastalık bir tür hepatitmiş. Bana üç tane şükran taşı gönderir misin?” yazmıştı. Bahsettiği taşlar yoldan bulduğum sıradan taşlardı. “elbette” diye cevap verdim ve ona göndereceğim taşların çok özel olmalarını istediğim için yakınlardaki dereye giderek uygun taşları seçip ona gönderdim.Dört, beş ay sonra arkadaşımdan bir e-posta daha aldım. Şöyle yazmıştı; “Oğlum artık daha iyi. Müthiş bir hızla iyileşiyor. Bilmen gereken bir şey daha var; tanesi on dolardan binden fazla şükran taşı sattık ve tüm parayı hayır kurumlarına dağıttık. Çok teşekkür ederiz.”Gerçekten de, insanın bir “şükretme davranışı” geliştirmesi son derece önemli.Bob Proctor da, Yaratım Süreci’nin ilk adımı olan “İsteme” bölümünde, isteklerinizi yazarken; her cümleye “Şu an........sâhip olduğum için çok mutlu ve minnettarım” (boşluğu kendinizi dolduracaksınız) diye başlamanızı önermişti.Arzunuza şimdiden kavuşmuş gibi, şükrettiğinizde, Evren’e çok güçlü sinyaller yollarsınız. Bu sinyaller, şükrettiğinize göre, dileğinize kavuşmuş olduğunuzu ifâde ederler. Sabahları yatağınızdan kalkmadan önce, yaşayacağınız güzel gün için, sanki o günü mükemmel yaşamışsınız gibi önceden şükretmeyi alışkanlık haline getirin.Visualization’ın (Zihinde Canlandırma) Güçlü Etkisi“Visualization”ın (zihinde canlandırma) bu kadar etkili olmasının sebebi, zihninizde, kendinizi dileğinize kavuşmuş olarak canlandırdığınızda, onu elde ettiğinize dair duygu ve düşünceler ürütmenizdir. Visualization (zihinde canlandırma) düşünceleri imgelere odaklamaktan ibaret basit bir işlem olmakla birlikte, gerçeğiyle aynı derecede güçlü duygular yaratır. Bir şeyi zihninizde canlandırdığınızda, siz söz konusu güçlü frekansı Evren’e yayarken; çekim yasası bu güçlü sinyalleri alarak, yarattığınız görüntüleri aynen zihninizin içinde görmüş olduğunuz biçimiyle size geri gönderir.“Bunu bilsin, bilmesin herkes bir şeyleri zihninde canlandırabilir. Başarılı olmanın büyük sırrı, zihinde canlandırmadır (visualization)”. (Genevieve Behrend / 1881-1960)